Chainlink (LINK), akıllı kontrat’lara veri sağlayan lider oracle ağı, dikkat çekici bir ayrışmaya sahne oluyor. LINK token’ı, geçen yılın zirvesine kıyasla %70’ten fazla değer kaybı yaşadı. Ancak Grayscale Investments’ın LINK varlıkları yeni bir zirveye ulaştı.
Ek göstergeler kurumsal yatırımcıların projeye uzun vadede güveninin arttığını ortaya koyuyor. Kısa vadeli satış baskısı devam etse de büyük yatırımcılar LINK’e olan inançlarını koruyor.
Grayscale 2026’da 5 milyon LINK’ten Fazlasını Tutuyor
Blockchain analiz platformu Arkham Intelligence’ın verilerine göre Grayscale’in LINK bakiyesi şubat 2026’da 5 milyon adedi aştı. Şirketin elinde şu anda yaklaşık 5.258.000 LINK bulunuyor ve bunların toplam değeri 43 milyon dolardan fazla ediyor.
Grayscale’ın LINK Varlığı. Kaynak: Arkham
Veriler LINK birikiminin geçen yıl aralık ayında hızlandığını ve o tarihten bu yana da sürdüğünü gösteriyor. Bu dönemde Grayscale, LINK fiyatı 15 dolardan 7,2 dolara gerilerken tam 4 milyon LINK satın aldı.
Grayscale’ın yaptığı birikim, fiyat düzeltmelerine rağmen LINK pozisyonuna yönelik kurumsal talebin sürdüğünü gösteriyor. LINK’e endeksli kripto para borsa yatırım fonları (ETF’ler) da bu anlatıyı destekliyor. Düzenleyici onay alındığından beri bu ETF’ler hiç negatif net giriş yaşamadı.
Toplam LINK Spot ETF Net Girişi. Kaynak: SoSoValue
Ortalama günlük toplam net giriş halen 1 milyon doların altında kalsa da fonlardan çıkış olmaması, yatırımcıların LINK’in uzun vadeli fiyat potansiyeline inandığına işaret ediyor.
Bu durum, yatırımcı fon giriş-çıkışının piyasa hissiyatı ile dalgalandığı diğer bazı kripto ETF’lerinin aksine dikkat çekiyor.
Bu görece istikrarın temelinde, yatırımcıların Chainlink’in merkeziyetsiz finans (DeFi) ve blockchain uygulamaları için hayati önemde altyapı olduğu yönündeki inancı yatıyor olabilir. Chainlink, borç verme platformları, türev piyasaları ve tahmin piyasalarının sağlıklı çalışabilmesi için güvenilir veri akışları sağlıyor. Bu kullanım alanları uzun vadeli getiri arayan kurumsal sermayeyi cezbetmeye devam ediyor.
Şubat 2026’dan bu yana Chainlink ayrıca dünyanın en büyük blockchain tabanlı bahis platformu Polymarket’teki beş dakikalık tahmin piyasalarına altyapı sağlıyor.
Dune Analytics’in verilerine göre Polymarket’in aylık toplam hacmi 7 milyar doları aşarak yeni bir tüm zamanların en yüksek seviyesine (ATH) ulaştı. Tahmin piyasası ekosistemiyle artan entegrasyon Chainlink’in uzun vadeli değer önerisini daha da güçlendirebilir.
LINK Dipte Uzun Süreli Fiyat Durgunluğuna Girebilir
Tüm bu güçlü temellere rağmen devam eden satış baskısı LINK fiyatını aşağı çekmeyi sürdürüyor.
Piyasa hissiyatı son birkaç gündür aşırı korku seviyelerinde kalmaya devam etti. Bu durum LINK’teki gerilemeyi derinleştirirken fiyatı geçmiş döngülerin birikim aralığına itti.
Bazı analistler LINK’in uzun sürecek bir yatay birikim fazına girebileceği uyarısında bulunuyor; çünkü token halen ucuz kalmaya devam ediyor.
Yatırımcı Greeny şu ifadeleri kullandı: ‘Zamana yayılan kapitülasyonun önemini küçümsememek gerekir. LINK, 2023 ayı piyasası tabanını oluşturmak için 1,5 yıl harcadı’ dedi.
Önceki döneme benzer bir uzun fiyat durgunluğu, elde tutanların sabrını zorlayabilir. BeInCrypto’nun yakın tarihli bir raporu, yatırımcıların altcoin’lerden hâlâ para çıkardığını ortaya koyuyor. Sermaye yeniden kripto paralara döndüğünde, sadece gerçek dünyada karşılığı olan projeler güçlü büyüyebilir.
Tom Lee: Kripto Para Yatırımında Yargı ve Vergi Endişelerine Rağmen Umut Sürüyor
Kripto para piyasası adeta kusursuz bir fırtınadan geçiyor gibi görünse de Fundstrat’in Tom Lee’sine göre sektör hala canlılığını koruyor.
Lee, bu hafta CNBC’nin The Exchange programına yaptığı açıklamada, son dönemde Bitcoin’de yaşanan %50’lik geri çekilmeyi yapısal bir çöküşten ziyade “kripto kasırgası” olarak nitelendiriyor. Lee’ye göre asıl sebep blockchain ağlarında temel bir zayıflık değil, makro düzeydeki beklenmedik gelişmeler.
Tom Lee: Tarife Dalgalanması Kripto Para’da Fırtına Yaratıyor, Kış Değil
Bu dalgalanmanın arkasında, ABD Yüksek Mahkemesi’nin Başkan Trump’ın acil durum gümrük vergilerinin büyük kısmını iptal etmesi var. Bu karar ilk aşamada piyasalarda rahatlama rallisi başlattı.
Lee şöyle konuştu: ‘Yatırımcılar genel olarak rahatladı. Çünkü bu kararla yürütmenin yetkileri sınırlandırıldı, gümrük vergilerinden etkilenen hisse senetleriyle bu süreçten fazla etkilenmeyenler ayrıştı’ dedi.
Teknoloji, yazılım ve kripto para sektörleri eski gümrük tarifelerinden neredeyse hiç etkilenmemişti. Tom Lee’ye göre belirsizlik bulutu kalkarken bu alanlar önümüzdeki süreçte avantajlı konuma geçebilir.
Ama rahatlama kısa sürdü. Trump, hızlı bir hamleyle Ticaret Yasası’nın 122. Bölümü kapsamında farklı gümrük vergilerini artırdı ve oranları %15 seviyesine çekti. Bu durum riskten kaçış hareketini tetikledi.
Güvenli limanlar olan altın ve gümüşte sert yükselişler görüldü: Altının ons fiyatı 5.160 doların üzerine çıktı, gümüşte ise 88 dolara yaklaşıldı. Değerli metal madencileri de bu süreçte değer kazandı. Aynı saatlerde Bitcoin 65.000 doların altına gerilerken, toplam kripto para piyasasında 24 saat içinde 100 milyar doların üzerinde kayıp yaşandı.
Bitcoin, Altın ve Gümüş Fiyat Performansı. Kaynak: TradingView
Bütün bu volatiliteye rağmen Lee, “kripto kışı” anlatısının gerçeği tam yansıtmadığını savunuyor. Lee, Ethereum günlük işlem hacmindeki parabolik büyümeye, tokenize işlemlerin hızlanmasına ve Wall Street ile entegrasyona dikkat çekerek sektörün büyüdüğüne işaret ediyor.
Lee şu ifadeleri kullandı: ‘Kripto paralar asıl olarak altın çok iyi performans gösterdiği için kan kaybediyor; yatırımcılar risk iştahını değerli metallere kaydırıyor. Kripto parada kaldıraç yok ve yüksek frekanslı işlemler arayanlar bu dönemde değerli metallere yöneldi’ dedi.
Bitcoin’daki %50’lik Düşüş Bir Fırtına: Çöküş Değil, Tom Lee’ye Göre
Lee, geçmişte Bitcoin’in yaklaşık %50 oranında değer kaybettiği yedi düşüşün bazılarının derin ayı piyasalarının habercisi olduğunun altını çiziyor. Ancak bu defa tablo farklı:
Daha yavaş ilerleyen bir süreç
Psikolojik olarak yoran, heyecanın yerini sabırsızlığa bıraktığı bir dönemden geçiliyor.
Lee şöyle ekledi: ‘Klasik ayı piyasası hüznü yaşıyoruz. Coşkulu tepe noktalarının ardından ani %70’lik düşüşler yerine, daha yavaş ve yıpratıcı geri çekilmeler oluyor. Geçmiş orta vadeli yıl desenleri de, aceleci bir iyimserlik yerine temkinli olunmasına işaret ediyor’ dedi.
Para politikaları da kriptonun seyrini etkileyebilir. Gümrük vergileri manşet enflasyonu aşağı çekip iş gücü piyasası zayıflarsa, ABD Merkez Bankası’na (Fed) faiz indirme alanı doğabilir. Bu da riskli varlıklar ve dijital paralar için daha uygun bir zemin yaratacak.
Lee, makro gelişmelerle birlikte temel benimsenmedeki artışın, sert fiyat dalgalanmalarına rağmen kriptoya direnç kazandırabileceğini belirtiyor.
Kısa vadede altın, gümüş ve geleneksel hisseler güvenli liman olarak öne çıksa da kripto para sektöründe altyapının güçlenmesi, kurumsal ilginin artması ve ağ etkinliğindeki büyüme uzun vadede taban oluşturabilir.
Lee, ‘Bu bir çöküş değil bir kasırga. Tarihsel döngüleri doğru okuyabilen sabırlı yatırımcılar için kripto piyasası canlılığını sürdürüyor’ diyerek sözlerini tamamladı.
Piyasalar, Yüksek Mahkeme kararının ve yeni gümrük vergilerinin etkisini sindirirken önümüzdeki aylarda kripto tarafında sular durulur mu yoksa geleneksel varlıklar mı ağır basar göreceğiz.
Lee’nin bakış açısına göre artık eski ayı piyasası kuralları tamamen geçerli değil. Asıl fırsat, bu kasırganın tam ortasında olabilir.
Kripto hedge fon’ları, risk iştahının dijital varlıklar genelinde hızla azalmasıyla birlikte piyasadan ciddi oranda çekiliyor ve yüksek nakit pozisyonuna geçiyor.
Piyasa uzaklaşmasının nedeni olarak uzmanlar, Bitcoin’in (BTC) bir “kimlik krizi” ile karşı karşıya olduğunu öne sürüyor.
Bitcoin’dan Kurumsal Çıkış Hız Kazanıyor
Büyük kripto hedge fon’ları 2026 yılının başında portföylerinde önemli değişikliğe gitti. Coin Bureau’nun kurucu ortağı Nic Puckrin’e göre ortalama nakit bakiyesi, 2025’in başından beri görülmeyen seviyelere ulaştı.
Dahası, ilk defa bazı kripto hedge fon’ları hem Bitcoin hem de Ethereum’da sıfır pozisyonda olduklarını bildiriyor. Oysa bu iki varlık, kurumsal kripto portföylerinin çekirdeğini oluşturuyordu. Bu durum profesyonel para yöneticileri arasında dijital varlık stratejilerinde köklü bir yeniden değerlendirmeye işaret ediyor.
Analist bu defansif yaklaşımın sebeplerini şu şekilde sıraladı:
Düşük ödül/riske oranı: Bitcoin ve Ethereum’da yukarı yön potansiyeli, volatilite ve aşağı yönlü risklere kıyasla zayıf kalıyor. Bu da genel risk ayarlı getiri profilini olumsuz etkiliyor.
Karlı olmayan basis trade fırsatı: Basis trade çoğunlukla spot BTC alıp vadeli işlemlerde (BTC vadeli işlemler) kısa pozisyon almak üzerine kurulu. Ancak fonlama oranı daralınca ve vadeli fiyat primi azalınca, arbitraj getirisi cazibesini kaybediyor.
Kripto bağlantılı hisselere yönelim: Bir miktar sermaye, dolaylı kripto pozisyonu sunan halka açık şirket hisselerine kaydı.
Belirsiz makroekonomik ortam: Enflasyonun seyri, faiz oranları ve jeopolitik riskler dijital varlıklarda risk iştahını olumsuz etkiliyor.
Kurumların talebindeki yavaşlama, spot Bitcoin kripto para borsası yatırım fonları (ETF’ler) giriş-çıkışlarında da net bir şekilde görülüyor. BeInCrypto’nun aktardığına göre 2026 yılı başından bu yana, bu fon’lardan yaklaşık 4,5 milyar dolar çıktı kaydedildi.
Bunun etkisi yılın ilk ve üçüncü haftasında sadece 1,8 milyar dolarlık girişle kısmen telafi edilebildi. Ayrıca ekim ayında görülen rekor seviyeden bu yana, spot Bitcoin ETF’lerinde toplamda 100.000’den fazla BTC düşüş yaşandı.
Fiyat baskısı kurumsal kripto sahipleri ve madenciler üzerinde de hissediliyor. Son dönemde Bitcoin madencisi Bitdeer, azalan madenci karlılıkları nedeniyle elindeki tüm BTC’yi sattı.
Matrixport’un yeni raporu, sinyallerin ilk olarak 2025’in sonlarında geldiğine dikkat çekiyor. O dönemde fiyatlarda tırmanış yaşanırken CME Group’taki Bitcoin vadeli işlem pozisyonları, tipik olarak böyle yükselişlerde görülen seviyelerin çok altında kaldı.
Bu ayrışma, yaşanan rallinin yeni kurumsal fon girişlerine değil başka dinamiklere bağlı olarak gerçekleştiğini ve kurumsal yatırımcılardaki kararlılığın 2026 başından önce zayıfladığını gösteriyor.
Bitcoin’ın “Kimlik Krizi” Derinleşiyor
Bitcoin’den uzaklaşma süreci hızlanırken Bloomberg, dünyanın en büyük kripto parasının yaklaşık 1 trilyon dolarlık bir “kimlik krizi” yaşadığını ve son zirvesinin %40’tan daha fazla altında işlem gördüğünü öne çıkardı.
Bloomberg şöyle belirtti: ‘Washington hiç bu kadar destekleyici olmamıştı. Kurumsal benimseme hiç bu kadar derinleşmemişti… Yani bu kripto çağına damgasını vuran mücadele fiyat meselesi değil, amaç meselesi. Ve bu satış dalgası, Bitcoin’in yükselişte olduğu dönemlerde düşünülmeyen bir soruyu gündeme getiriyor: Eğer en iyi hedge en iyi ödeme altyapısı veya en iyi spekülasyon aracı değilse, tam olarak ne işe yarıyor?’ dedi.
Buradaki ana problem şu: Bitcoin’in üç ana anlatısı aynı anda baskı altında.
Dijital altın (makro hedge)
Ödeme altyapısı
Spekülatif varlık
Yakın dönemdeki makro belirsizlikte yatırımcılar, güvenli liman geleneksel varlıklara yöneldi. Altın odaklı ETF’lere güçlü girişler olurken, Bitcoin yatırım ürünlerinde ise para çıkışı görüldü. Bu ayrışma, Bitcoin’in enflasyona ya da jeopolitik şoklara karşı sağlam bir hedge olup olmadığı konusunda soru işaretleri yarattı.
Ödeme alanında ise stablecoin’ler sınır ötesi transferler ve dolara endeksli işlemler için daha pratik bir çözüm olarak ön plana çıkıyor.
Securitize isimli tokenize platformunun kurucu ortağı ve CEO’su Carlos Domingo Bloomberg’e şöyle dedi: ‘Açıkçası stablecoin aktivitesi, Ethereum veya diğer blockchain’lerdeki hareketlerle doğrudan ilişkili. Stablecoin’ler ödemeler için kullanılıyor. Bugün kimse Bitcoin’i bir ödeme aracı olarak görmüyor’ dedi.
Aynı zamanda bazı bireysel spekülasyonlar ise prediction market’ler üzerinden, olaya dayalı kontratlara kaydı.
TMX VettaFi’de sektör ve endüstri araştırmaları başkanı Roxanna Islam şu değerlendirmede bulundu: ‘Tahmin piyasaları, kriptonun spekülatif doğasından keyif alan DIY yatırımcıları için yeni gözde trend haline geliyor. Bu durum, kriptoya olan genel ilgiyi azaltabilir. Ayrıca, piyasada daha uzun vadeli ve ciddi yatırımcıların ağırlık kazanmasına da yol açabilir’ dedi.
Sermaye yavaş yavaş çekilirken Bitcoin’in önümüzdeki dönemdeki kaderi, değişen finansal ortamda değer önerisini tekrar tanımlayıp tanımlayamayacağına bağlı olacak gibi görünüyor.
Tether (USDT), 2022 Dönemi Sinyali Verdi: Bitcoin İçin Ne Anlama Geliyor?
Bitcoin, Asya piyasalarında günün erken saatlerinde 65.000 dolar seviyesinin altına sarkıyor. Yeniden gündeme gelen gümrük tarifesi gerilimleri, genel risk iştahını olumsuz etkiliyor. Lider kripto para düşüş trendini sürdürürken, Tether’in USDT’si ise nadiren görülen bir sinyal veriyor.
Bu durum, piyasada büyük bir yön değişikliğinin mi yoksa yeni bir düşüş baskısının mı habercisi sorusunu gündeme getiriyor.
Kripto Para’da “Kuru Toz” Azalıyor: USDT Daralmasının BTC’ye Etkisi
Analist Moreno’nun son paylaşımlarında dikkat çektiği gibi, USDT’nin 60 günlük piyasa değeri değişimi 3 milyar doların altına inmiş durumda. Moreno’ya göre bu seviye sadece bir kez daha aşılmıştı.
O örnek de 2022’nin sonlarında ayı piyasası döneminde yaşandı. Bitcoin’in 16.000 dolar bandında dip yaptığı, piyasanın korku ve zorunlu satışların arttığı zamanlardı.
Şimdi aynı gösterge yeniden benzer seviyelere iniyor. Bitcoin 65.000–70.000 dolar arasında işlem görürken, yakın geçmişteki tüm zamanların en yüksek seviyesi (ATH) rallisinden sonra bu tablo ortaya çıkıyor.
USDT Piyasa Değeri Değişimi ve Bitcoin Fiyatı. Kaynak: CryptoQuant
Stablecoin’ler, kripto para ekosisteminin “kuru barutu” olarak görülüyor. USDT arzı genişlediğinde genellikle piyasaya yeni para girişi ve riskli varlıklara yönelim anlamına geliyor.
Arz daraldığında ise bu zorunlu geri çekilme, riskten kaçış ya da yatırımcıların piyasadan çıkışı olarak yorumlanıyor. 60 günlük süreçte milyarlarca dolarlık daralma, kısa vadeli dalgalanmanın ötesinde kalıcı bir likidite çekilişini ifade ediyor.
Moreno’nun paylaşımında şu ifadeler yer aldı: ‘Bitcoin, refleksif ve likiditeye çok duyarlı bir varlık olduğu için bu tablo büyük önem taşıyor’ dedi.
Moreno ayrıca günlük bazda USDT’de 1 milyar doların üzerinde net çıkışın üç kere yaşandığını öne çıkardı. Bu büyüklükteki hareketler genellikle Bitcoin’de ya çok yüksek volatilite dönemlerinde ya da lokal diplerde görülüyor.
Moreno’ya göre böyle toplu çıkışlar çoğunlukla kurumsal veya büyük yatırımcıların piyasadan çekilmesini işaret ediyor. Bu tür dalgalar ise genellikle uzun soluklu düşüşlerin başında değil, piyasanın iyice yorulduğu, satıcıların tükendiği evrelerde meydana geliyor.
Buna rağmen Moreno bu sinyalin otomatik olarak yükseliş anlamına gelmediğini vurguluyor. Özellikle bağlamın önemine dikkat çekiyor. Onun bakış açısına göre,
‘Önceki döngülerde, zorunlu kaldıraç azaltımı sona erip USDT akışları stabilize olduktan sonra, Bitcoin tekrar güçlü bir orta vadeli yükseliş sergiledi çünkü likidite koşulları normale döndü’ dedi.
Moreno ayrıca mevcut risk-getiri profilinin bu stabilizasyonun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine göre değişeceğini belirtti. USDT arzındaki daralma devam ederse, aşağı yönlü baskının sürebileceğine işaret etti.
‘Akışlar yatay seyreder veya yukarı dönerse, asimetri hızla yukarı yönlü hareket lehine değişir. Aşırı likidite stresi tarihsel olarak fırsata işaret eder, ancak önce satışların iyice bitmesi gerekir’ diye ekledi.
Bitcoin’da Bir Sonraki Büyük Dip 2026 Sonunda Gelebilir
Likidite göstergeleri piyasada baskı sinyalleri verse de, bazı analistler Bitcoin’in genel piyasa yapısının henüz dibi işaret etmediğini savunuyor.
Bir analist, bir sonraki büyük dip seviyenin 230 ila 240 gün sonra oluşabileceğini tahmin etti. Bu framework’e göre makro dip için öngörülen zaman aralığı 11 ekim ile 21 ekim 2026 tarihleri arasında bulunuyor.
Analistin belirttiğine göre: ‘Bu döngü tamamlanana kadar yaşanan yükselişler kısa vadeli rahatlama hareketleri olarak kalabilir, kesin bir makro trend dönüşü anlamına gelmeyebilir’ dedi.
Başka bir piyasa gözlemcisi de benzer şekilde döngü dibinin kasım 2026’ya denk geleceğini öne sürüyor. Eğer bu öngörüler gerçekleşirse, Bitcoin’de yapısal toparlanmadan önce daha fazla düşüş ihtimali doğabilir.
Ancak döngü modellerinin kesin tahminlerden ziyade olasılıklara dayandığını hatırlamakta fayda var. Geçmişteki zamanlama framework’leri genel bir yapı sunsa da dışsal faktörler beklenen dönüm noktalarını hızlandırabilir veya geciktirebilir.
Şubat 2026’nın Son Haftasında Takip Edilecek 3 Altcoin
Şubat 2026’nın son haftası altcoin piyasası için dönüm noktası olacağa benziyor: Kritik teknik formasyonlar, token kilit açılışları ve ağ yükseltmeleri yatırımcıların odağında. Genel kripto para piyasası temkinli kalmaya devam etse de bazı token’lar hâlâ kazanç potansiyeli sunuyor.
BeInCrypto olarak şubat ayı bitmeden takip edilmesi gereken üç önemli altcoin’i sizin için inceledik.
Hedera (HBAR)
HBAR fiyatı yazı hazırlandığı sırada 0,0959 dolar seviyesinde ve bu seviyedeki en yakın desteğin hemen üzerinde tutunuyor. Altcoin son dönemde yükseliş yönlü teknik formasyondan çıkış gerçekleştirdi fakat hareket hâlâ onaylanmış değil. Zayıf kripto para piyasası momentumu, HBAR’ın daha güçlü alım hareketi yaşamasını engelliyor.
Sönük piyasa hissiyatı, HBAR’ın teknik olarak gösterdiği dirence rağmen geri planda kalmasına yol açtı. Ancak Hedera, Aralık 2025’te ağ veri erişimini iyileştirmek için bulut tabanlı depo sisteminden node’lara geçiş yapacağını açıkladı. Node operatörlerine şubat ayı itibarıyla haziran güncellemesine kadar üç ay süre tanındı. Altyapı iyileştirmeleri uzun vadeli token değeri üzerinde etkili olabiliyor.
HBAR Fiyat Analizi. Kaynak: TradingView
Piyasa hissiyatında bir iyileşme olursa HBAR fiyatı 0,1030 doların üzerine çıkabilir ve hedefteki yüzde 57’lik çıkış hedefine doğru ilerleyebilir. Sürekli alımlar, yükseliş yönlü devamı teyit edecektir. Ancak momentumu artırmakta başarısız olması halinde, HBAR 0,0901 dolar desteğinin altına inebilir. 0,0830 dolara gevşeme, yükseliş senaryosunu tamamen geçersiz kılar.
Sui (SUI) fiyatı ve güncel analiz
Bu hafta SUI yakından izleniyor çünkü 53,82 milyon token’ın kilidi açılacak. Serbest kalacak miktar toplam arzın yüzde 0,54’ünü oluşturuyor ve değeri 47,2 milyon doların üzerinde. Token kilit açılışları kısa vadeli fiyat hareketlerine etki ederek volatiliteyi artırabiliyor.
SUI fiyatı şu anda 0,891 dolar seviyesinde işlem görüyor ve Para Akışı Endeksi aşırı satım bölgesinde. Bu durum, satışların tükenebileceği ve dönüş formasyonlarının oluşabileceği sinyalini veriyor. Eğer yatırımcılar yeni arzı hızlıca absorbe ederse SUI üç haftadır süren fiyat durgunluğundan çıkış yapıp 1,060 doların üzerine atak gerçekleştirebilir; hedef 1,326 dolar olacak.
SUI Fiyat Analizi. Kaynak: TradingView
Ancak talebin yeni arzı karşılayamaması hâlinde aşağı yönlü riskler devam ediyor. 0,874 dolar desteğinin kaybedilmesi düşüş baskısının arttığını gösterir. Böyle bir durumda SUI fiyatı 0,778 dolara kadar gerileyebilir. Eğer genel kripto para piyasası hissiyatı daha da zayıflarsa kayıplar 0,629 dolara kadar derinleşebilir.
Kite (KITE) fiyatı ve güncel analiz
KITE, şubat ayı boyunca art arda yeni tüm zamanların en yüksek seviyesi (ATH) kaydederek trader’ların dikkatini çekmeyi başardı. Altcoin şu anda 0,257 dolar seviyesinden işlem görüyor; geçtiğimiz hafta ise yeni bir ATH olan 0,288 dolara ulaşmıştı. Güçlü alım momentumu ve yüksek işlem hacmi fiyatı yukarı taşımaya devam etti.
KITE şu anki tepe noktasının yaklaşık yüzde 12,3 altında işlem görse de yükseliş yönlü hareket devam ediyor. Teknik yapı, sermaye girişlerinin sürmesi durumunda yükselişin devam edebileceğine işaret ediyor. 0,288 doların üzerinde net bir kırılım ilave momentum trader’larını çekebilir. Bu durumda KITE fiyatı gelecek direnç seviyesi olan 0,328 dolara kadar tırmanabilir.
KITE Fiyat Analizi. Kaynak: TradingView
Ancak kısa vadeli kar alımları düzeltici baskıyı tetikleyebilir. 0,240 dolar seviyesinin altına çekilmek, yükseliş trendinin zayıfladığını gösterecektir. Daha kritik destek ise 0,192 dolarda. Bu seviyenin kaybı, genel trendin tersine döneceğine işaret eder ve düşüş hareketinin uzama ihtimalini artırır.
Birleşik Arap Emirlikleri, kripto para borsası’na yönelik en net düzenleyici framework’lerden birini oluşturmuş durumda. Dubai’nin Sanal Varlıklar Düzenleme Otoritesi (VARA), lisans verirken Abu Dabi Finansal Hizmetler Düzenleme Otoritesi de Abu Dabi Küresel Piyasası’nda faaliyet gösteren platform’ları denetliyor. Bu netlik, regülasyonun gri alanlarında çalışmak yerine resmi yetkilendirme arayan uluslararası platform’ları kendine çekiyor.
Geçtiğimiz hafta, 12 Şubat 2026 tarihinde, perpetuals odaklı trading platform’u Flipster bu büyüyen listeye katıldı ve yerel kuruluşu Flipster FZE aracılığıyla VARA’dan ön onay aldı. Bu, kripto para borsası için Birleşik Arap Emirlikleri’nde alınan ilk büyük regülatif yeşil ışık oldu. Böylece regüle spot trading’in açılmasının yolu açılırken, tam lisans alındığında daha fazla ürünün yolda olması bekleniyor.
BeInCrypto, Flipster FZE Genel Müdürü Benjamin Grolimund ile Flipster’ın neden BAE’yi regüle piyasadaki ilk durağı olarak seçtiğini, uyumluluk standartlarını yükseltmek için nasıl bir iç hazırlık yapıldığını ve borsalar arası rekabette 2026’da ibrenin nereye kayabileceğini konuştu.
Belirli Bir Framework İçinde İnşa Etmek
Grolimund’a göre, Flipster’ın ön onay alması şirketin BAE’de uzun vadeli kalmaya kararlı olduğunu gösteriyor. Aslında BAE’nin regülasyondaki netliği bu kararın merkezinde yer alıyor.
Grolimund, kriptoya tepkiyle yaklaşmak yerine Dubai’nin, işletmeciler için net beklentiler tanımlayan bağımsız bir gözetim otoritesi kurduğunun altını çiziyor. BeInCrypto’ya şöyle dedi:
‘BAE, düzenleyici netliği ekonomik vizyon ile birleştiriyor. Bu netlik çok önemli. Özellikle uzun vadeli büyüme planlayan bir borsa için öngörülebilir regülasyon, ciddi bir rekabet avantajı yaratıyor.’ dedi.
Coğrafi konum da denklemde önemli rol oynuyor. BAE, Asya ve Avrupa’daki finans merkezlerini birbirine bağlıyor ve platform’lara birden fazla piyasaya regüle şekilde hizmet edecekleri bir üs sağlıyor. Yani birden fazla bölgeye açılmak isteyen bir borsa için bu pozisyon ciddi operasyonel avantaj sunuyor.
Grolimund şu ifadeleri de ekledi:
‘Orta Doğu’da dijital altyapı uzun vadeli bir perspektifle inşa ediliyor. Dijital varlık’lar, geniş çaplı ekonomik çeşitliliğin bir parçası ve geçici bir heves olarak görülmüyor. Böyle bir ortam da volatilite ile değil, sürdürülebilir büyümeyle yol almayı destekliyor.’ dedi.
Hazırlığı Kurumsallaştırmak
Ön onaydan tam yetkilendirmeye geçmek ise yalnızca ürün yelpazesiyle değil, operasyonel disiplinle de ilgili.
BAE’de regüle faaliyete hazırlanırken, yönetişim yapılarının resmileştirilmesi, risk değerlendirme metodolojisinin geliştirilmesi ve raporlama hatlarının VARA beklentilerine tam uyacak şekilde netleştirilmesi gerekiyordu. İzleme sistemleri güncellendi, kullanıcı alım kontrolleri güçlendirildi ve ürün, mühendislik, hukuk ile uyumluluk ekiplerindeki sorumluluk dağılımı detaylıca kurgulandı.
‘Denetimli büyüme net bir sorumluluk zinciri gerektirir’ dedi Grolimund.
Ona göre, BAE’de faaliyete başlamak, uyumluluğu dış bir katman gibi görmek yerine, şirketin temel süreçlerine entegre etmeyi gerektiriyor. Sorumluluk yapısı ve risk kontrolü baştan sıkılaştırıldı ve raporlama çerçevesi netleştirildi.
Flipster, Dubai’de fiziksel bir ofis de açtı. Küresel ofislerinden yetenekleri taşırken, yerel işe alımlara da hız verdi. Grolimund, alınan lisansın geçici bir kolaylık olarak değerlendirilmediğinin altını çiziyor.
‘Pek çok şirket lisansı bir büyüme kilometre taşı görürken, biz bunu kalıcı ve sağlam bir yapı inşa etmenin başlangıcı olarak görüyoruz.’ dedi.
Denetim Altında Performans
Ön onay ile Flipster FZE, BAE’de ilk lisanslı faaliyet olarak spot trading’e yöneliyor. Küresel kripto para borsası’nda regülasyon lisansları artık standart haline gelirken, asıl fark ise platform’ların gözetim altındayken nasıl çalıştığında ortaya çıkıyor.
Flipster, aktif trader’lar için altyapısını oluşturdu ve perpetual futures piyasalarında derin likidite ile hızlı işlem odaklı hareket ediyor. Grolimund, regüle bir ülkeye giriş yapmanın bu temeli bozmadığını, sadece standartların yükseldiğini söylüyor.
‘Regüle bir pazara giriş yapmak performans odağımızı değiştirmiyor’ dedi. ‘Ancak artık daha güçlü yönetişimle hareket ederken hızımızı ve ürün keskinliğimizi korumamız gerekiyor.’
Uyumluluğu ayrı bir katman olarak görmektense, yönetişimi ana yapıya entegre etmeyi hedeflediklerini anlatıyor. İşleme motorları, likidite sistemleri ve risk kontrolleri, net bir raporlama ve aksiyon yapısı içinde çalışmalı.
‘Yapısız hız uzun ömürlü olmaz’ dedi Grolimund.
Döngülerden Yapıya
Geniş açıdan bakınca, Grolimund, BAE’nin Flipster’ın önümüzdeki yıllardaki büyüme planlarında temel bir regüle pazar olarak konumlanacağını vurguluyor. En yakın hedef, ön onaydan tam yetkilendirmeye ilerlemek ve VARA denetiminde sürdürülebilir operasyon yürütmek.
Bu adım, sektördeki daha büyük bir yeniden yapılanmayı da yansıtıyor. Yapılandırılmış regülasyonlar yaygınlaştıkça, lisans alma artık ayrıcalık değil, olmazsa olmaz haline geliyor. Platform’ların ise, gözetim altındayken likidite ve işlem kalitesini sürdürebilmesi sektörde asıl farkı yaratacak gibi gözüküyor.
‘BAE’ye yaptığımız yatırım, bundan sonra girdiğimiz her pazarda yaklaşımımızı yansıtacak’ dedi Grolimund.
Kripto Para Piyasasında “Söylentiyle Al, Haberle Sat” Neden Eskisi Gibi İşlemiyor?
Bitcoin’in yaklaşık 6.000 dolar seviyelerinde işlem gördüğü bir dönemde kripto para piyasasına adım atıyorum; evet, o kadar eskiye dayanıyor. O zamanlar piyasa, deneme ve finans arasında bir yerlerde adeta kimsenin toprağı gibiydi ve haber başlıklarına ya da etkili isimlere refleks olarak tepki veriyordu.
Bu, yalnızca benim kişisel izlenimim değildi. Yıllar sonra yapılan bir araştırma Bitcoin ve Dogecoin’in 2020–2021 döngüsünde, Musk’ın kripto para’larla ilgili paylaşımları olduğu günlerde fiyat ve işlem hacimlerinde istatistiksel olarak anlamlı artışlar yaşandığını ortaya koydu. Özellikle Dogecoin tarafında bu etki çok daha belirgindi: Dogecoin’in volatilite tepkisi Bitcoin’in on katından fazla oldu.
Bugüne geldiğimizde ise havada bambaşka bir atmosfer var. Hâlâ büyük haberler geliyor, fiyatlar hala sert yükselip düşebiliyor. Fakat piyasanın bu gelişmelere tepkisi tamamen değişmiş durumda. Aşağıda bu farklılığı detaylara inerek anlatmaya çalışıyorum.
Başlık’lar Bir Zamanlar Kripto Para Piyasasını Belirliyordu
Önceki kripto para döngülerinde hız belirleyici unsurdu. Likidite daha düşüktü, vadeli işlemler fiyat oluşumunda bugünkü kadar baskın değildi ve pozisyonlanma spot piyasalarda çok daha şeffaftı. Bu yüzden fiyat hareketleri, önemli haber anının tam çevresinde kümeleniyordu.
Bitcoin’in haberlere tepkisinin anlık mı yoksa zamana yayılmış mı olduğunu anlamak için, farklı piyasa döngülerinde önemli manşetler etrafındaki fiyat davranışlarını karşılaştırdım. Önceki döngülerden iki büyük olay ve 2024 yarılanma sonrası benzer büyüklükte iki gelişme seçtim. Her vaka için haber öncesi ve sonrası fiyat hareketini izledim, verileri daima reaksiyon kalıplarına odaklanacak şekilde normalize ettim; yani mutlak fiyat seviyesinden ziyade tepki şeklini inceledim.
Şubat 2021’de Tesla, 1,5 milyar dolar’lık Bitcoin satın aldığını açıkladı ve Bitcoin o dönemde yaklaşık 38.000 dolar civarındaydı. Duyurunun ardından saatler içinde fiyat tek seansta yüzde %15’in üzerinde sıçrayarak 44.000 dolar’ı aştı. Piyasanın bu haberi nasıl yorumlayacağı konusunda hiçbir tereddüt yoktu. Manşet, tek başına katalizör olmuştu.
Benzer bir dinamik birkaç ay sonra tam tersi şekilde işledi. Mayıs 2021’de Çin’in Bitcoin madenciliğine yönelik baskısını artırmasıyla, Bitcoin yaklaşık 40.000 dolar’dan birkaç gün içinde 30.000 dolar seviyesine geriledi. Manşetler panik satışlara, zorunlu likidasyonlara ve zincirleme düşüşlere yol açtı. Fiyat yavaşça gerilemedi; adeta çöktü.
O dönemlerde volatilite bir istisna değil, adeta piyasanın ta kendisiydi.
Mevcut Döngü Büyük Haberleri Nasıl Karşılıyor?
Artık Bitcoin haber akışına hiç mi tepki vermiyor? Tam olarak öyle değil. Ancak tepkilerin şekli bariz şekilde değişmiş durumda.
Örneğin ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) Başkanı Gary Gensler’ın görevden ayrılması etrafındaki regülasyon değişimine bakalım: Bu, kripto para endüstrisi için çok ciddi bir dönüm noktası olarak görülüyordu.
Kasım 2024’te, görevden ayrılacağının duyulmasıyla Bitcoin orta 80.000 dolar seviyelerinde işlem görüyordu. Sonraki haftalarda fiyat yavaş yavaş 100.000 dolar seviyesine yükseldi. Ancak bu yükseliş kademeli oldu; asıl değer kazancı, liderliğin resmi olarak değişmesinden önce, yani ocak 2025’te yaşandı.
Ne dev bir yükseliş mumu vardı ne de onay aldığı anda ani bir fiyatlama oldu. Piyasa bu gelişmeyi zaten beklenen regülasyon değişiminin bir parçası olarak sindirerek fiyatladı.
Şubat 2025’te ise makroekonomik gelişmeler kaynaklı bir satış yaşandı. ABD’nin açıkladığı yeni gümrük tarifeleri ve yükselen küresel risk iştahının azalmasıyla piyasa riskten kaçış moduna geçti, Bitcoin ise 100.000 dolar’ın biraz üzerindeyken orta 90.000 dolar seviyelerine sarktı. Düşüş gerçekti fakat panik havası yoktu, gerileme birkaç seansta dengeli bir şekilde gerçekleşti. 2021’deki Çin yasağındaki gibi zincirleme bir çöküş, sistemsel bir risk algısı ya da sular seller gibi panik söz konusu değildi. Fiyat düştü ama bu kez soğukkanlı biçimde oldu.
Volatilite Zaman İçinde Yayılıyor
Bu fark kesinlikle dikkat çekici. 2021 yılında önemli manşetler piyasada anında çift haneli sert fiyat oynaklığı yaratırken, şu anki döngüde benzer derecede büyük olaylar günlere yayılan trendler oluşturuyor ve fiyat çoğunlukla resmi duyurulardan önce hareket etmeye başlıyor.
Bitcoin yükselmeyi ve düşmeyi bırakmadı. Grafikler volatilitenin şeklinde bir değişikliğe işaret ediyor: Daha pürüzsüz fiyat hareketleri ve manşetlerin belirlediği aşırı uçlardan uzak, daha dengeli bir piyasadayız. Artık piyasa tepkileri, şaşkınlıkla kaşını kaldıran tepkiler değil; pozisyonlanma, likidite ve beklentilere göre şekilleniyor.
Özetle Bitcoin’in tepkileri bitmedi, sadece abartılı reaksiyonlar geride kaldı.
Tepki Nereye Gitti
Bugünkü piyasanın büyük kısmında asıl ayarlamalar spot fiyatın görünmeyen tarafında gerçekleşiyor. Büyük oyuncular artık pozisyon almak ve korunmak için vadeli işlemler ve opsiyonları kullanıyor. Sermaye spot Bitcoin ETF’leri üzerinden girip çıkarken, hacimli alım satımlar doğrudan spot piyasaya yansımadan OTC masalarında gerçekleşiyor. Tüm bu yapılar, eskiden piyasanın genel görüntüsünü belirleyen siyah-beyaz, ani tepkileri törpülüyor.
Büyük oyuncular ve balina’lar hâlâ piyasada fakat etkileri artık bariz spot piyasa şoklarında gözlemlenmiyor. Pozisyonlarını sessizce değiştirebiliyor, piyasayı hemen tetiklemeden pozisyon büyüklüklerini ayarlayabiliyorlar.
Artık piyasa manşetlerin duygusal yükünü, aşırı volatil tepki dönemini geride bırakmış ve riskin sessizce yeniden fiyatlandığı olgun bir sürece geçmiş gibi görünüyor.
Bu değişim, tamamen farklı bir makro zeminle birlikte yaşanıyor: Daha sıkı küresel likidite, otomatik kurtarma beklentilerinin azalması ve teşvikten ziyade sıkılaşmaya odaklanan bir para politikası hakim. Bitcoin, giderek daha fazla bir makro varlık olarak görülüyor ve ETF gibi düzenlenmiş kanallar üzerinden erişiliyor. Bu nedenle artık izole haberlerden ziyade likidite koşulları ve sermaye akımlarına daha çok tepki veriyor.
Eğer bugün hâlâ her büyük manşetin anında ani bir yükseliş ya da çöküş tetiklemesini bekliyorsanız, piyasa size bozukmuş gibi gelebilir. Fakat bir adım geri çekildiğinizde farklı bir tablo ortaya çıkıyor: Gürültü hâlâ var, ancak artık hikayeyi belirlemiyor. Geriye kalan ise sabırla risk fiyatlamayı öğrenen bir piyasa.
Bitcoin: Şubat’ın Son Haftasında Fiyatı Etkileyebilecek 4 ABD Ekonomi Haberi
Bitcoin şubat ayının son haftasına kırılgan bir zeminde giriyor; yine ABD ekonomi haberleri ve makro gelişmeler kısa vadede yönü belirliyor.
Geçen hafta gelen karışık sinyaller—ılımlılaşan PCE enflasyonu, 206.000’de dirençli işsizlik başvuruları ve temkinli FOMC tutanakları—sonrasında, piyasalar 17-18 Mart’taki ABD Merkez Bankası’nın (Fed) toplantısı öncesi faiz indirimleri konusunda kararsız kalmaya devam ediyor.
Trader’lar’ın Yakından Takip Ettiği 4 ABD Ekonomi Haberi
Faiz beklentilerinin dengede olduğu bu haftada, ekonomi takviminde yer alan gelişmeler kripto para piyasasına yeni bir volatilite dalgası getirebilir.
Bu Haftanın Öne Çıkan ABD Ekonomi Raporları & Fed Konuşmacıları. Kaynak: MarketWatch Fed Yetkilileri Sahneye Çıkıyor
Pazartesiden çarşambaya sürecek yoğun bir ABD Merkez Bankası (Fed) konuşmaları takvimi var: Fed Guvernörleri Christopher Waller ve Lisa Cook, Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic ve daha fazlası bu süreçte konuşacak.
Piyasalar şimdilik 2026’da iki ila üç faiz indirimi fiyatlıyor. Tonlamadaki her değişim, beklentilerin hızla değişmesine yol açabilir.
Waller ve Bostic, tarihsel olarak, sıkı para politikasından yana olup, enflasyona karşı dikkatli ve verilere bağlı hareket edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Eğer tekrar “son kilometre” dezenflasyondan endişe duyduklarını ya da faiz indirimlerinde aceleci olunmaması gerektiğini belirtirlerse ABD tahvil getirileri ve dolar yükselişe geçebilir. Bu tablo, Bitcoin’i baskı altına alabilir ve geri çekilmeye neden olabilir.
Diğer yandan, ekonomik büyümenin yavaşladığı ya da işgücü piyasasının zayıfladığı yönünde “güvercin” açıklamalar gelirse, dolar zayıflayabilir ve riskli varlıklarda kısa süreli toparlanmalar yaşanabilir.
Bu kadar çok konuşmacının art arda sahneye çıkacağı haftada, mesajlarda tutarlılık olmazsa, gün içi ani dalgalanma riski artıyor. Bitcoin trader’ları için bu hafta volatilitenin anahtarı politika adımlarından ziyade açıklamaların tonu olacak gibi görünüyor.
Tüketici Güveni
Conference Board’un şubat ayı Tüketici Güven Endeksi, ocaktaki zayıf 84,5 puan sonrasında açıklanacak ki—bu seviye beklentinin hayli altında ve resesyon sinyalleriyle uyumlu bir tablo çizmişti.
Şubat ayı için endeksin 87,5’e hafif yükselmesi bekleniyor. Yine de hayat pahalılığı ve inatçı enflasyon nedeniyle yatırımcı hissiyatı düşük seyretmeye devam edecek gibi görünüyor.
Geçen haftaki PCE verisi yıllık enflasyonu %2,7, çekirdek enflasyonu ise %3,0 olarak gösterdi. Bu veri, fiyat baskılarının sürdüğüne işaret ediyor.
Beklentinin üzerinde, özellikle 90’ın üstünde bir güven endeksi, tüketicinin dirençli olduğu anlatısını güçlendirir ve “yumuşak iniş olmayacak” görüşünü öne çıkarır.
Böyle bir durumda yakın vade faiz indirim beklentileri azalır, dolar güçlenir ve Bitcoin’de hafif bir baskı yaratabilir.
Ancak 85’in altına inilecek olası bir sürpriz sonuç; ekonomide zayıflığı öne çıkarır. Bu da mart ayı için zaten yüksek olan faiz indirimi beklentisini artırır ve BTC için olumlu bir rüzgar yaratabilir.
Mart Ayı Faiz İndirimi Olasılıkları. Kaynak: CME FedWatch Tool
Tarihsel olarak bu tür güven endeksi sürprizleri, genel makro trendlerle uyumlu olduğunda, Bitcoin’de yüzde 1-2 arası hızlı hareketler yaşatabiliyor.
İlk İşsizlik Başvuruları
Bu arada haftalık ilk işsizlik başvuruları, ABD işgücü piyasasına dair en hızlı göstergelerden biri olmaya devam ediyor. Geçen hafta başvurular 206.000’e gerileyerek beklentilerden iyi geldi ve henüz Fed’in gevşemesi için aceleci olmamasına neden oldu. Şimdi ise beklenti 215.000.
Başvuruların 210.000’in altına inmesi, işgücü piyasasının gücünü gösterir ve Fed’in daha da şahin açıklamalar yapmasına alan açar.
Böyle bir durum tahvil getirilerini yükseltebilir ve Bitcoin’e bir miktar baskı yapabilir. Çünkü güçlü istihdam verileri, faiz indirimi beklentilerini öteleyip riskli varlıklar için likiditeyi azaltıyor.
Diğer senaryoda ise 225.000’in üzerine çıkan bir sıçrama olursa, işgücü piyasasının soğuduğu endişeleri artar ve özellikle zayıf iş dünyası anketleriyle birleşirse, daha yüksek bir resesyon korkusu doğurabilir.
Böyle bir tablo, faiz indirimlerinin olasılığını yükseltir: trader’lar için daha gevşek finansal ortam beklentisi ile Bitcoin’e destek sağlayabilir.
Haftalık işsizlik başvuruları genellikle BTC’de %0,5 ila %1,5 arasında volatilite yaratıyor. Ancak veriler, daha önceki Fed açıklamalarıyla sert bir şekilde çelişirse tepki çok daha büyük olabilir.
PPI (Üretici Fiyat Endeksi)
Ocak ayı ÜFE’si (Üretici Fiyat Endeksi) haftayı kapatmaya hazırlanıyor. Hem manşet hem çekirdek verinin yıllık bazda yaklaşık %3,0 civarında açıklanması bekleniyor.
Geçen haftaki PCE verisinin ardından ÜFE, enflasyon baskılarını tüketicilere ulaşmadan önce yukarıdan gören bir bakış sunuyor.
Beklenenden yüksek, %3,2’nin üstünde gelebilecek bir çekirdek ÜFE okuması enflasyon endişelerini yeniden alevlendirebilir ve faiz indirimi beklentilerini azaltabilir. Böyle bir tablo, son PCE sonrası yaşanan zayıflığa benzer şekilde Bitcoin üzerinde baskı yaratır: dolar güçlenir, reel getiriler yükselir.
Ancak %2,8’in altındaki daha düşük bir rakam, dezenflasyonun hız kazandığına dair işaretleri güçlendirir. Piyasa, daha agresif gevşeme fiyatlamasına giderken ABD doları zayıflayabilir ve bu da Bitcoin’i 70.000 dolara doğru itebilir.
Ay sonu açıklanan ÜFE, genellikle haftalık trendlerin netleşmesini sağlıyor. İşsizlik başvuruları ile birleşince piyasanın beklentilerinin bozulması durumunda Bitcoin’de %2 ila %3 bandında sert hareketler görebiliriz.
Bitcoin’in Nasdaq ve ABD dolarıyla korelasyonu son aylardaki zirvelere yaklaşırken makro anlatının hakimiyeti devam ediyor.
Bu hafta açıklanacak veriler “güvercin” havada olursa BTC’de %3 ila %5 oranında yükseliş görebiliriz. Ancak Fed cephesinden gelecek ortak şahin bir ton, benzer oranda bir geri çekilmeye neden olabilir. Kısacası piyasada ipler temel kripto faktörlerinin değil, likidite beklentilerinin elinde.
XRP Zincir Üstü Baskı Artarken Zorluk Yaşıyor: Dip Oluşuyor mu?
XRP (XRP), son bir ayda %30’dan fazla değer kaybediyor. Geniş çaplı kripto para piyasası satış dalgası, artan jeopolitik tansiyon ve yeniden gündeme gelen gümrük vergisi endişeleriyle bu düşüş daha da hızlandı.
Aynı dönemde gerçekleşen zararlar artarken kripto para borsası’larına transferlerde de ciddi yükselişler göze çarpıyor. Bu zincir üstü veriler, XRP tarafında artan piyasadaki baskıyı ortaya koyuyor. Ancak kapitülasyon (vazgeçme) göstergeleri yükselirken asıl soru şu: Acaba taban fiyat yaklaşıyor mu?
XRP: Büyük Holder Transfer’ları ve Artan Gerçekleşen Zararlar Gölgesinde Mücadele
Büyük yatırımcıların hareketleri, XRP’de kısa vadeli fiyat seyrine dair endişeleri tetikliyor. Analist Darkfost, yalnızca bir günde 31 milyon adetten fazla XRP’nin Binance’e taşındığını aktardı. Bu transferlerin yaklaşık 45 milyon dolarlık olası satış baskısı anlamına geldiğine dikkat çekildi.
Zincir üstü verilere göre bu transferlerin büyük bölümü, en büyük yatırımcı gruplarından (balina’lar) gelmiş görünüyor. Özellikle 1 milyon’dan fazla XRP tutan balina cüzdanları, toplam girişin 14,49 milyon XRP’lik kısmında başrolde.
100.000 ila 1 milyon XRP tutan cüzdan’lar ise 14,236 milyon XRP katkı sağladı. Daha düşük bakiyeli adresler ise çok daha küçük miktarlarda harekete geçti. Bunlara 10.000 ile 100.000 token arasında bakiyesi olan cüzdan’lardan gelen 2,9 milyon XRP de dahil.
Binance’e XRP Girişi. Kaynak: CryptoQuant
Girişlerin büyük yatırımcılar arasında yoğunlaşması önemli bir ayrıntı. Bu büyüklükteki kripto para borsası transferleri, genellikle olası satış baskısının güçlü olacağına dair endişe yaratıyor çünkü merkezi platformlara taşınan token’lar kolayca likide edilebilir.
Ancak şunu da belirtmekte fayda var: Sadece kripto para borsası’na transfer yapılması satış olacağı anlamına gelmiyor. Token’lar kripto para borsası’nda uzun süre pasif kalabiliyor, teminat olarak kullanılabiliyor ya da sadece portföy içi dengeleme amacıyla hareket ettirilebiliyor.
Yine de bu transferler kısa vadede volatilite riskini artırıyor fakat doğrudan derin bir düşüşü garanti etmiyor.
Analist şöyle belirtti: ‘Genel olarak, bu durum yaklaşık 45 milyon dolarlık ani bir satış baskısı demek. Yakından izlemek gerek. Eğer satış baskısı sürerse XRP kısa vadede mevcut düzeltmeden toparlanmakta zorlanabilir.’ dedi.
Bu transferler XRP yatırımcıları arasında artan stresle aynı zamana denk geliyor. Santiment verileri XRP tarafında gerçekleşen zararların 2022’den beri en yüksek seviyesine fırladığını gösteriyor.
Böylesi sıçramalar, genellikle yatırımcıların maliyetinin altında satış yaptığı dönemlerde zirveye ulaşır. Bu da kapitülasyon ya da panik satışlarının artış göstermesiyle birlikte volatilitenin çok yükseldiğine işaret eder.
İhtiyatlı seyri destekleyen bir diğer unsur da kurumsal talepte soğuma yaşanması. Buna en güzel örnek; XRP ETF’lerine olan girişlerin düşüşte olması.
Stratejik genişlemelere ve ekosistemdeki yeni hamlelere rağmen XRP, geniş piyasa zayıflığından kendini ayrıştıramıyor. Bu da makro koşulların proje bazlı ilerlemelerin önüne geçtiğini gösteriyor.
XRP Dipte mi? Zincir Üstü Veriler Teslimiyet Evresine İşaret Ediyor
XRP tarafında gerçekleşen zararlardaki hızlı yükselişe rağmen Santiment, yaşanan bu dalgaların ‘önemli bir fiyat sinyali’ taşıdığına dikkat çekiyor. Paylaşıma göre tarihsel olarak bu tür zirveler genellikle piyasa tabanı oluşmadan hemen önce görülüyor.
Santiment’in açıklamasına göre piyasalarda aşırı korkunun doruğa çıkması, genellikle fiyat dönüşünden hemen önce yaşanıyor. Satış baskısı tükendiğinde ise görece küçük talep bile yeni bir toparlanmayı başlatabiliyor. Bu durum ani bir yükselişi garanti etmese de bir tepki yükselişi olasılığını artırıyor.
Paylaşımda şu ifadelere yer verildi: ‘Önceki -1,93 milyar gerçekleşen haftalık zarar seviyesi 39 ay önce yaşanmıştı. O dönemde XRP sonraki 8 ayda %114 yükseldi.’ denildi.
XRP Potansiyel Dip Sinyali. Kaynak: Santiment
Ayrıca BeInCrypto kısa süre önce Market Value to Realized Value (MVRV) oranının temmuz 2024’teki yapıyı tekrar ettiğini öne çıkardı. Hatırlatalım; o dönemin ardından fiyat yükselişi gelmişti.
Yine de tarihsel örneklerin dikkatle değerlendirilmesi gerek. Çünkü piyasadaki yapı, likidite koşulları ve makroekonomik ortam her döngüde farklılık gösteriyor.
Vitalik Buterin: Mükemmel Güvenlik Mümkün Değilken Kripto Kullanıcıları Nasıl Koruyabilir?
Ethereum kurucu ortağı Vitalik Buterin, kripto güvenliğine dair yeni bir framework ortaya koyuyor; uygulamada ise yedeklilik, çoklu doğrulama ve insan odaklı tasarıma dayalı pratik stratejiler öneriyor.
Buterin, kullanıcıları korumanın en iyi yolunun, onların niyetiyle sistem davranışı arasındaki farkı kapatmak olduğunu vurguluyor.
Vitalik Buterin: Kullanıcı Niyeti ile Sistem Güvenliği Arasındaki Uçur nasıl Kapanır?
Buterin’in “mükemmel güvenlik” fikrini yıkan içgörüleri, kripto para platformlarının cüzdan hack’leri, akıllı kontrat açıkları ve karmaşık gizlilik riskleriyle uğraştığı bir dönemde geliyor.
Güvenlikle kullanıcı deneyimini bir araya getiren Buterin, geliştiriciler için hem korumayı hem de kullanılabilirliği dengeleyen bir yol haritası sunuyor.
Buterin güvenliği, kullanıcıların istediğiyle sistemlerin yaptığı arasındaki ayrışmayı azaltmak olarak yeniden tanımlıyor.
Kullanıcı deneyimi bu farkı genel anlamda azaltırken, asıl güvenlik ise özellikle düşman davranışların ciddi sonuçlara yol açabileceği riskli durumları hedefliyor.
Vitalik Buterin şunları yazdı:
‘Mükemmel güvenlik imkansız—bunun nedeni makinelerin kusurlu olması ya da onları tasarlayan insanların kusurları değil: Kullanıcıların niyeti temelde son derece karmaşık bir olgudur’ dedi.
Buterin’e göre, görünüşte basit bir eylem bile; örneğin bir alıcıya 1 ETH göndermek, kimlik, blockchain fork’ları ve tam olarak kodlanamayacak sağduyu bilgileri gibi çok sayıda varsayımı içeriyor.
Daha karmaşık hedefler, örneğin gizliliğin korunması, sürece yeni katmanlar ekliyor: meta veri kalıpları, mesaj zamanlaması ve davranışsal göstergeler hassas bilgilerin sızmasına yol açabiliyor. Bu nedenle “ufak” ve “felaket” kayıplar arasındaki ayrımı ayırt etmek zorlaşıyor.
Bu sorun, geçmişte yapay zeka güvenliğinde yaşanan “amaç belirleme” tartışmalarını andırıyor: Hedefleri kesin şekilde tanımlamak neredeyse imkansızdı. Kriptoda da insan niyetini koda tam olarak aktarmak benzer bir engel.
Yedeklilik ve Çok Yönlü Doğrulama
Buterin, bu sınırlamaları aşmak için yedekliliği savunuyor: Kullanıcılar niyetlerini birden çok, örtüşen yolla belirtiyor. Sistemler ise yalnızca tüm bu ifadeler uyuşursa işlem yapıyor.
Bu yaklaşım, Ethereum cüzdan’ları, işletim sistemleri, resmi doğrulama ve donanım güvenliğinde de geçerli.
Örneğin programlama tip sistemleri, geliştiricilerin hem program mantığı hem de veri yapısını tanımlamasını ister; bir uyuşmazlık olursa sistem derlenmez.
Resmi doğrulama, kodun beklenen şekilde çalışıp çalışmadığını anlamak için matematiksel özelliklerin kontrolünü sağlar. İşlem simülasyonları ise kullanıcılara zincir üstü sonuçları önceden göstererek işlemlerinin etkisini anlama fırsatı sunar.
Post-assertion’lar ise eylemle beklenen sonucu eşleştirmek için hem hareketi hem de çıktıyı doğrulamayı gerektirir. Multisig cüzdan’lar ve sosyal kurtarma mekanizmaları ise yetkiyi birçok anahtara dağıtır. Böylece tek bir hata ile güvenlik boşa çıkmaz.
Güvenlikte Yapay Zekanın Rolü
Buterin aynı zamanda büyük dil modellerini (LLM’ler) de tamamlayıcı bir araç olarak görüyor ve bunları ‘niyetin simülasyonu’ şeklinde tanımlıyor.
Genel LLM’ler insan sağduyusunu taklit ederken, kullanıcıya özel ince ayarlı modeller bir birey için sıradışı ya da normal davranışı ayırt edebiliyor.
‘LLM’ler asla tek başına niyet belirleyen bir otorite olarak kullanılmamalı. Fakat bu modeller, kullanıcının niyetini tahmin etmek için tek bir “açı” sunuyor’ diye belirtti.
LLM’lerin geleneksel yedeklilik yöntemleriyle bütünleştirilmesi ise uyuşmazlık tespitini güçlendirirken güvenliği tek bir noktaya bağımlı hale getirmez.
Güvenlik ve Kullanılabilirlik Dengesini Kurmak
Önemli bir nokta olarak Buterin, güvenliğin sıradan işlemlerde gereksiz zorluk yaratmaması gerektiğini hatırlatıyor.
Düşük riskli işlemler kolayca veya otomatik yapılabildiği halde, örneğin yeni adreslere transferler ya da alışılmadık derecede büyük miktarlar fazladan doğrulama gerektirir.
Bu ayarlanmış yaklaşımda kullanıcılar sinir olmadan korunmuş oluyor.
Yedeklilik, çok açılı doğrulama ve yapay zeka destekli analizlerin birleşimiyle Buterin, kripto para platform’larının riski azaltıp kullanılabilirliği sürdürecek bir yol haritası sunuyor.
Mükemmel güvenlik erişilmez olabilir fakat katmanlı ve insan odaklı bir yaklaşım, kullanıcıların korunmasına ve merkeziyetsiz sistemlere olan güvenin artmasına katkı sağlıyor.
Katman 1 blockspace’inin bir emtia haline geldiği görüşü Bitwise CIO’su Matt Hougan’a göre biraz aceleci olabilir çünkü kurumsal davranışlar bambaşka bir tablo çiziyor.
Hougan, kripto dünyasında giderek artan bir şekilde dillendirilen “Katman 1 blockspace’i artık bir emtia” söylemine itiraz ediyor.
Kurumsal Sermaye, Üst Düzey Chain’lerde Yoğunlaşıyor: Zincir Üstü Prediction Market’ler Bilgi Avantajını Yeniden Tanımlıyor
Bitwise yöneticisine göre gerçekten bir altyapı emtia olsaydı hem sermaye hem de geliştirme çalışmaları blockchain’ler arasında eşit dağılırdı.
Oysa gerçek şu ki kurumsal inşa faaliyetlerinin büyük kısmı sayılı blockchain’de (örneğin Ethereum ve Solana) gerçekleşiyor.
“…temelde yirminci en büyük Katman 1 üzerinde inşa etmek isteyen neredeyse yok,” diye açıkladı.
Ethereum ve Solana gibi ağlar, genç Katman 1’ler rekabetçi ücret ve işlem hacmi sunmak için mücadele etse de zihinlerde, likiditede ve geliştirici ilgisinde liderliği koruyor. Hougan, günümüzde ücretlerin neden düşük olduğunu daha yalın bir şekilde özetliyor:
“En üst düzeydeki Katman 1’ler şu anda piyasada kullanılabilecekten çok daha fazla bant genişliği yarattı. Bu nedenle ücretler dipte.”
Ancak mevcut dengenin kalıcı olmayabileceği uyarısında bulunuyor.
“Asıl soru şu: stablecoin’ler/tokenize varlıklar/DeFi trilyonlarca dolara ulaştığında talep nasıl ölçeklenecek?” diye yazdı. “Henüz yanıtı kimse bilmiyor.”
Eğer blockchain tabanlı finansal altyapı trilyonlarca dolarlık tokenize varlıklar ve zincir üstü takasları destekleyecek şekilde genişlerse, bugünün fazla kapasitesi hızla sıkıntıya dönüşebilir. Bu tür bir tablo, öncü ağların ekonomik yapısını tamamen değiştirebilir.
Hougan: Öngörü Piyasaları İnternet Çağının Reg FD’si Olabilir
Altyapı konusunun ötesinde Hougan, bir başka hararetli tartışmaya da değindi: kripto temelli tahmin piyasalarında insider trading endişeleri.
“Tahmin piyasalarında insider trading endişeleri aslında tam tersi işliyor” diye yazdı. “Tahmin piyasaları, Reg FD’nin piyasaya dayalı bir uzantısı gibi herkesi eşit şartlarda buluşturuyor.” dedi.
Fair Disclosure Düzenlemesi (Reg FD), önemli bilgilerin ayrıcalıklı yatırımcılara seçici olarak açıklanmasını engellemek için geliştirildi.
Hougan’a göre tahmin piyasaları bu ilkeyi bir adım ileri taşıyor ve büyük olaylarla ilgili olasılıkları kamuoyunda fiyatlandırarak herkesin erişimine açıyor.
Kendisinin anlattığına göre geçmişte hedge fonlar, Washington’daki kritik yasa süreçlerinde “alpha” elde etmek için lobi şirketlerini ve danışmanları tutup Capitol Hill’den özel istihbarat toplardı.
Bugün ise bireysel yatırımcılar, Polymarket gibi platformlarda anlık olasılıkları takip edebiliyor ve bu örneklerde Clarity Act gibi yasa tasarılarının geçme ihtimaliyle ilgili piyasaları izleyebiliyor.
“Likiditesi yüksek piyasalar için buradaki oranlar muhtemelen lobi dünyasının sunduğu her şeyden iyi ya da daha iyi. Gerçekten daha eşit bir ortam,” dedi Hougan.
Elbette bazı risklerin sürdüğünü, tahmin piyasalarında insider trading’i engellemek için ciddi denetim gerektiğini vurguluyor. Yine de burada dengeyi bozanın değil, sistemin olumlu ve eşitlikçi etkisinin ağır bastığının altını çiziyor.
Yani ortada iki kritik tartışma var:
L1’lerin gerçekten emtia olup olmadığı
Tahmin piyasalarının adaletsiz avantajlar yaratıp yaratmadığı
Her iki tartışma da finansal sistemlerde gücün nasıl dağıldığı sorusuna uzanıyor. Matt Hougan’a göre kurumların üst segment blockchain’lerde toplanması, saf bir emtia olmayıp ekonominin gerçeklerini yansıtıyor.
Bu arada, açık ve şeffaf tahmin piyasaları bilgi asimetrisinin azalabildiği nadir alanlardan biri olarak öne çıkıyor.
Altın’ın 7 Aylık Yükselişini Bitirebilecek 5 Kritik Etken
Altın, tarihte ilk kez sekiz ay üst üste yükselmeye çok yakın. Eğer bu seri tamamlanırsa, rekor kırılmış olacak. Ancak rüzgar tersine dönebilir; birden fazla risk unsurunun gelmekte olduğunu görüyoruz.
Makroekonomik belirsizlik ortamında yatırımcılar güvenli liman olarak altına yöneliyor. Fakat piyasa stratejistleri, bu yükselişin artık kritik bir dönemece girdiği konusunda uyarıyor.
Altın’ın Tarihi Yükselişi Eşi Görülmemiş Risklerle Karşı Karşıya
Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, finans piyasalarının giderek kırılgan bir hale geldiğine ve anlamlı bir satış dalgası için zemin oluştuğuna dikkat çekiyor.
Zandi, bu riskin en çok hisseler ve şirket tahvilleri için geçerli olduğunu belirtiyor. Ancak kripto para, altın ve gümüş gibi varlıklarda da, son dönemdeki geri çekilmelere rağmen riskin sürdüğü görüşünde.
‘Değerlemeler çok yüksek… yatırımcılar, yalnızca fiyatların yakın gelecekte tekrar hızla artacağına dair inançla yatırım yapıyor. Çünkü kısa süre önce fiyatlar böyle yükseldi,’ diye belirtti Zandi.
Ekonomist, ABD ekonomisindeki karmaşık parametrelere dikkat çekiyor. ABD’nin reel GSYİH’si yüzde 2’nin biraz üzerinde büyüyor; bu rakam, ekonominin yaklaşık yüzde 2,5 olan potansiyelinin altında. Bir yandan da istihdamda büyüme durmuş durumda ve işsizlik oranı kademeli olarak yükseliyor.
Fed’in tercih ettiği tüketici harcama endeksiyle ölçülen enflasyon ise hâlâ inatçı: yüzde 3 seviyesinde ve bu, piyasada rahatsızlık yaratıyor.
Öte yandan, yenilenen gümrük vergisi kaosu ve İran’la olası bir çatışma riski riskli varlıklar için yukarı yönlü potansiyel bırakmıyor.
Hazine piyasasında da belirsizlik artıyor. Zandi, kaldıraç kullanan hedge fund’ların, ABD Merkez Bankası’nın ve küresel yatırımcıların çekildiği kırılgan piyasada ciddi risk aldığını belirtiyor.
‘Hepsinin aynı anda tabiri caizse kapıya yönelmesi çok da zor bir ihtimal değil; böyle bir durumda faiz oranları sıçrayabilir,’ diye konuştu.
Dev bütçe açıkları ve küreselleşmenin zayıfladığı bir ortamda hazine tahvillerinin güvenli liman olma özelliğinin de sorgulanması, riskleri artırıyor.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen, altın yatırımcıların ilgisini çeken bir değer saklama aracı olmaya devam ediyor. Kalshi verilerine göre sarı metal, üst üste sekizinci yeşil aya ilerliyor.
Bu sırada Bank of America stratejisti Michael Hartnett, kısa vadeli jeopolitik hamleler için petrol ile trade yapılabileceğini ama uzun vadeli güvenlik için “altın sahibi olmanın” daha mantıklı olduğunu söylüyor.
Merkez bankalarının rezervlerinde ilk kez 1996’dan bu yana altın varlıkları, ABD hazine tahvillerini geçti. Bu da altının itibari paraya karşı bir koruma aracı olarak önemini yeniden ortaya koyuyor.
Çin’in Altın Kıtlığı Tarihi Yükselişte Arz Krizi Yaratıyor
Çin’in Çin Yeni Yılı sonrası yaşadığı altın kıtlığı, yükseliş yönlü ivmeye katkıda bulunuyor. Fakat burada da belirgin riskler mevcut.
Gelen haberlere göre çok sayıda kuyumcu, şiddetli arz sıkıntısı nedeniyle külçe altın satışlarını durdurdu ve tatil öncesi yapılan sözleşmeleri iptal edip ücretleri iade etti.
Analistler, bu durumun aşırı senaryolarda altını ons başına 10.000 dolar seviyesine taşıyabileceğine işaret ediyor. Yine de ani piyasa tepkileri, kısa vadeli düzeltmeleri tetikleyebilir.
‘Son derece ciddi altın kıtlığı, altının yakın zamanda 10.000 dolar/ons seviyesine yükselmesine neden olacak!’ diye not etti Silver Trade.
Teknik analistler de temkinli kalıyor. Rashad Hajiyev, 5.160 dolar yakınındaki dirence işaret ediyor. FXGold Analyst ise 5.100 dolar kritik bölgesini öne çıkarıyor ve bu seviye altında açılışların satıcıları destekleyip alım iştahını sınırlayabileceğini vurguluyor.
Altın (XAU) Fiyat Performansı. Kaynak: TradingView
Özetle altının tarihi serisi şimdilik bozulmadan devam ediyor. Ancak yatırımcılar artan talep, jeopolitik belirsizlik, kırılgan piyasalar ve kritik teknik seviyeler arasında ince bir denge kurmak zorunda.
Tüm bu etkenlerin birleşimiyle, metal’in sıradaki hareketlerinin hem tarihi hem de yüksek volatiliteyle şekillenmesi bekleniyor.
Pi Coin fiyatı %60’lık çıkışı aşamadı: Sırada ne var?
Pi Coin fiyatı son yükseliş denemesinin başarısız olmasının ardından toparlanmakta güçlük çekiyor. Token, 17 şubat’taki yükseliş bayrağı kırılımı sırasında görmüş olduğu 0,19 dolar üzerindeki kazançlarını koruyamayınca 0,16 dolar seviyesine kadar geriledi. Söz konusu kırılımın yaklaşık %60’lık bir ralli potansiyeli vardı fakat hareket kısa sürede durdu.
O tarihten bu yana Pi Coin’in fiyatı aşağı yönlü sürükleniyor ve bu da genel düşüş trendinin halen devam ettiğine dair endişeleri artırıyor. Yine de bu zayıflığın altında, teknik tarafta olası bir tepki alımının gelişebileceğini gösteren bir sinyal var. Asıl soru ise, bu hareketin sadece bireysel yatırımcılarla kalıcı olup olamayacağı.
Gizli Yükseliş Yönlü Ayrışma Yükseliş Umudunu Koruyor
Pi Network’ün son düşüşü grafikte ilginç bir yapı oluşturdu.
13 şubat ile 22 şubat arasında fiyat daha yüksek bir dip oluştururken, Göreceli Güç Endeksi (RSI) daha düşük bir dip yaptı.
RSI, alım-satım baskısını ölçen bir momentum göstergesi. Ortaya çıkan bu yapı ise ‘gizli yükseliş yönlü ayrışma’ olarak biliniyor ve genellikle büyük bir düşüş içerisinde geçici bir sıçrama sinyalidir.
Pi Coin Kırılımda Başarısız Oldu, Ama Hala Umut Var: TradingView
Buna benzer daha fazla token analizi ister misiniz? Editör Harsh Notariya’nın Günlük Kripto Bülteni’ne buradan ücretsiz katılabilirsiniz.
Bu gelişme, Pi Coin’in başarısız kırılıma rağmen 0,16 dolar seviyesinde tutunabilmesini açıklıyor. Ancak bu sinyalin oldukça zayıf olduğunu da vurgulamak gerekiyor. Ayrışmanın teyidi için PI’in 0,16 dolar destek üzerindeki konumunu koruması önemli (tam olarak 0,162 dolar). Bu seviyenin altına düşülmesi halinde, gizli yükseliş yapısı kısa süreliğine de olsa zayıflayacak ve fiyat daha derin kayıplarla karşı karşıya kalabilir.
Ama sadece momentumla bir yere kadar gidilir. Gerçek sınav, alım tarafındaki katılımın bu sıçramayı destekleyip desteklemeyeceği olacak.
Sosyal İlgi ve Para Akışı Çöküşte
RSI’da erken toparlanma işareti görülürken, diğer göstergeler yatırımcı güveninin zayıfladığına işaret ediyor.
Sosyal hacim, yani Pi Coin’in sosyal platformlarda konuşulma sıklığı, sert bir şekilde düştü. 16 şubat’ta aylık en yüksek skor olan 18’den, 22 şubat’ta sadece 3’e geriledi. Bu, ilgide %83’lük bir azalmayı temsil ediyor.
Bu düşüş dikkat çekici çünkü önceki kırılım denemesinde artan sosyal ilgi önemli bir itici güç olmuştu. Şimdi daha az kişi Pi Coin’i konuşunca, yükselişi sürdürecek talep de yok oluyor.
Sosyal Hacim: Santiment
Sosyal hacmin benzer seviyelere en son 9 şubat’ta (o ayın en düşük seviyesi) düştüğü görülmüş ve skor 6’ya kadar inmişti. Sonrasında ise Pi Network fiyatı, iki gün içerisinde tüm zamanların en düşük seviyesi (ATL) olan 0,13 dolar civarına kadar çakılmıştı.
Şimdi, sosyal ilginin 3’e kadar gerilemiş olması, desteklerin zayıfladığını ve aşağı yönlü risklerin hala yüksek olduğunu düşündürüyor.
Sermaye akışı verileri de benzer bir tablo çiziyor. Büyük yatırımcı alım-satımlarını ölçen Chaikin Money Flow (CMF) göstergesi, 18 şubat’tan beri fiyatla birlikte istikrarlı şekilde düşüyor. Ayrıca, sıfırın altında kalmaya devam ederek, Pi Network’e para girişi değil çıkışı olduğunu ortaya koyuyor.
Büyük Para Akışı Zayıflıyor: TradingView
Bu sermaye desteği eksikliği, %60’lık kırılımın neden başarısız olduğunu ve toparlanmanın neden zayıf kaldığını çok iyi açıklıyor. Daha güçlü girişler olmadıkça, RSI yükseliş sinyali verse bile çoğu toparlanma girişimi erkenden sönüyor.
Bireysel Alımlar Artıyor Ancak Yeterli Olmayabilir
Yine de bir grup yatırımcı hala alım yapmaya devam ediyor.
Kümülatif alım-satım baskısını ölçen ve genellikle bireysel hareketler için takip edilen On-Balance Volume (OBV) göstergesi, fiyat düşerken 16 şubat’tan bu yana yükseliyor. Bu da bireysel yatırımcıların düşüşü bir alım fırsatı olarak değerlendirdiğini gösteriyor.
Pi Coin ve Bireysel Yatırımcılar: TradingView
Bu bireysel alıcılar sayesinde Pi Coin fiyatı şu an kritik destek seviyelerini koruyabiliyor. Ancak unutmayalım ki, uzun vadeli bir toparlanmayı çoğu zaman yalnızca bireysel yatırımcılar tetikleyemez. Güçlü kurumsal destek ve daha fazla sermaye girişi olmadan, toparlanma çabalarının başarıya ulaşma ihtimali düşük kalmaya devam edecek.
Bu durum, Pi Network’ü oldukça savunmasız bir pozisyona getiriyor. Eğer PI 0,16 dolar seviyesinin üzerinde tutunursa yükseliş denemesi 0,18 dolara ve potansiyel olarak en kritik seviyelerden biri olan 0,20 dolara kadar sürebilir.
Pi Coin Fiyat Analizi: TradingView
Ancak destek 0,16 doların altına kırılırsa bu başarısız yükseliş denemesi, fiyatı önce 0,14 dolara ardından da tüm zamanların en düşük seviyesi olan 0,13 dolar civarına kadar götürebilir. Şu an Pi Network, azalan kurumsal ilgiyle birlikte inatçı bireysel alımlar arasında sıkışıp kalmış gibi görünüyor.
TRUMP ve MELANIA meme coin’ler bireysel yatırımcılara 4,3 milyar Dolar kaybettirdi
Başkan Donald Trump ve First Lady Melania Trump, resmi kripto para token’larını bir yıldan uzun süre önce piyasaya sürüyor. Bugün ise bu dijital varlıklar, bireysel yatırımcıların 4,3 milyar dolar servetini silmiş durumda.
Cryptorank verilerine göre şu anda 2 milyon bireysel yatırımcı zararda beklerken erkenden pozisyon alan 45 cüzdan toplamda 1,2 milyar dolar kar elde etti. İçeridekilere kazandırılan her dolar karşılığında, bireysel yatırımcılar 20 dolar kaybetti.
Bu hızlı token düşüşleri ve erken dönem içeriden yüksek kazançlar kripto sektörü gözlemcilerinin de dikkatini çekti.
Blockchain analiz şirketi CryptoRank’in tespitine göre TRUMP token’ı, tüm zamanların en yüksek seviyesi (ATH) olan 75 dolardan %92 düşerek şu anda 3,55 dolar seviyesine geriledi. MELANIA token ise 13,05 dolardan %99 değer kaybederek 11 cent’e kadar indi.
Daha geniş kripto para piyasasında da aynı dönemde 1 trilyon doların üzerinde kayıp yaşanırken araştırmacılar, başkanlık token’larının bu kadar sert değer kaybetmesini genel piyasa havasından ziyade yapısal tasarımlarına bağlıyor.
Zincir üstü analizlere göre, token’ların ilk geliştiricileriyle bağlantılı anonim hesaplar, merkeziyetsiz likidite havuzlarını sistematik şekilde boşalttı.
Yalnızca aralık 2025’te blockchain analisti EmberCN, TRUMP token’ın ana dağıtım adresinden 94 milyon dolar değerinde USDC’nin kripto para borsası Coinbase’e aktarıldığını bildirdi.
Geliştiriciler, merkeziyetsiz platform Meteora’da tek taraflı likidite sağlama adlı bir strateji izledi.
Burada içeridekiler sadece TRUMP ve MELANIA token’larını yatırdı ve bunları dolar cinsinden eşleştirmedi.
Bu yöntem sayesinde otomatik piyasa yapıcı araçlar, içeriden gelen token’ları sürekli olarak yeni gelen bireysel yatırımcılara satmak üzere programlandı. Varlıklar sessizce USDC’ye çevrildi.
Dahası, token’larda süregelen seyrelme tehdidi kalan yatırımcıların tepesinde Demokles’in Kılıcı gibi sallanıyor.
CryptoRank verileri geliştiricilerin, toplam 2,7 milyar dolar değerindeki içerde token’ları 2028’e kadar akıllı kontrat’lara kilitlediğini gösteriyor. Bu tarihi, Trump’ın başkanlık döneminin biteceği süreyle aynı zamana denk gelmesiyle, çok net biçimde planlanmış bir çıkış stratejisi oluşuyor.
Bu durumda, zararda bekleyen bireysel yatırımcıların, token’lar serbest bırakıldığında içeridekiler için adeta çıkış likiditesi işlevi göreceğini söylemek yanlış olmaz.
Bitcoin 140.000 Dolar’a Yükselebilir: Eski Goldman Sachs Uzmanından Tahmin
Goldman Sachs’ın eski yöneticisi ve makro yatırımcı Raoul Pal’e göre cevap yatırımcı hissiyatından ziyade likiditeye bağlı.
Raoul Pal, Bitcoin’de patlayıcı yükselişlerin öncesinde görülen birçok sinyalin yeniden oluşmaya başladığını söylüyor.
Bitcoin 140.000 Dolar’a Beklenenden Hızlı Mı Yükselecek?
Raoul Pal, Bitcoin’in şu anda küresel likidite koşullarına göre “ciddi bir iskontoyla” işlem gördüğünü savunuyor. Önceki döngülerde, likidite genişlemesiyle fiyat arasındaki benzer farklar yavaş yavaş değil, ani ve sert hareketlerle kapanmıştı.
‘Eğer bu fark kapanırsa’ diye öneriyor, Bitcoin fiyatı yavaş yükselmez: Doğrudan daha yüksek bir aralığa sıçrar’ dedi.
Pal’in tezinin merkezinde, 2026 yılının ilk çeyreğinde yaşanabilecek olası bir likidite kırılması yer alıyor. Birçok makro faktör aynı anda devreye giriyor.
İlk olarak, banka düzenlemelerinde yapılan değişiklikler ve özellikle Gelişmiş Tamamlayıcı Kaldıraç Oranı’ndaki (ESLR) ayarlamalar dikkat çekiyor. Pal’e göre bu düzenlemeler, bankaların devlet borcunu bilanço kısıtlaması olmadan daha fazla absorbe etmesine imkan tanıyacak.
Bu da ABD Hazine Bakanlığı’na bütçe açıklarını daha esnek yönetme ve tüm sistemde likiditeyi artırma imkanı sunuyor.
İkinci olarak, Hazine Genel Hesabı’ndaki (TGA) hareketler öne çıkıyor. Tarihsel olarak, TGA küçüldüğünde, piyasaya likidite hızla geri dönüyor. Pal, bu sürecin daha da hızlanmasını bekliyor.
Buna bir de zayıflayan ABD doları eklenince – ki bu genelde daha kolay finansman koşullarını gösterir – ve Çin’in bilançosundan gelen artan likiditeyle birlikte, riskli varlıklar için oldukça olumlu bir zemin oluşuyor.
Pal’e göre likidite şimdiden piyasaların fiyatladığından daha hızlı iyileşiyor. Onun kabaca tahmini: Eğer Bitcoin, mevcut likidite durumu ile uyumlu hale gelirse, fiyatı 140.000 dolara daha yakın olmalıydı.
‘…[likidite modellerine göre, Bitcoin] eğer tarihsel korelasyonlar geçerli olursa 140.000 dolara daha yakın olmalıydı’ dedi.
Bitcoin’in 140.000 dolara yükselmesi mevcut seviyelerden %106’lık bir artışı ifade ediyor.
Ekonomik Döngü Onayı
Pal ayrıca iş döngüsüne bağlı, geleceğe dönük göstergelere de dikkat çekiyor. Özellikle Institute for Supply Management (ISM) verisine vurgu yapıyor. Onun framework’ünde, finansal koşullar ISM’i yaklaşık dokuz ay önceden işaret ediyor, ardından küresel likidite geliyor.
Takip ettiği verilere göre ISM değeri bu yıl anlamlı şekilde güçlenebilir, bu da büyümenin hızlanabileceğine işaret ediyor. Aşağıda sıralanan bu veriler, güvenin ve kredi verme istekliliğinin artmasına katkı sağlayabilir:
Mali teşvik paketleri
Sabit varlık yatırımlarına yönelik vergi teşvikleri
Veri merkezleri ve enerji altyapısına yapılan sermaye harcamaları
İpotek faizlerinde olası bir rahatlama
Büyüme beklentileri tırmanırken likidite artarsa, tarihsel olarak Bitcoin ve diğer yüksek betaya sahip varlıklar daha iyi performans gösterdi.
10 Ekim Engeli
Ancak tüm bu olumlu ortama rağmen Bitcoin geri planda kaldı. Pal bu ayrışmayı, 10 Ekim’deki tasfiye zincirine bağlıyor. Ona göre bu yapısal olay piyasadaki işleyişi bozdu.
Geleneksel hisse senedi piyasalarında anlık (flash crash) çöküşlerde regülatör müdahale ederek işlemleri iptal edebiliyor. Ancak kripto para piyasasında böyle bir güvence yok. Tasfiye zinciri sırasında zorunlu kaldıracın çözülmesi, kripto para borsası API’larının aksamasıyla aynı zamana rastladı. Bu da market maker’lar ve likidite sağlayıcılarının bir süre piyasadan çekilmesine yol açtı. Böylece fiyatlar, olması gerekenin çok daha altına düştü.
Pal, kripto para borsası operatörlerinin bu zorunlu satışları geçici olarak absorbe edip, likiditenin yüksek olduğu saatlerde algoritmik olarak pozisyonları kapatmış olabileceğini öne sürüyor.
Buna bir de 100.000 dolar seviyesinde yoğunlaşan call satış stratejileri ve getiri ürünlerine bağlı işlemler eklenince fiyatların yukarı yönlü hareketleri baskılanmaya devam etti.
Fakat Pal’e göre bu baskı artık ortadan kalkıyor.
“Banana Zone” Kurulumu
Pal, kripto döngüsünün son hızlanma aşamasını “Banana Zone” olarak adlandırıyor: Burada fiyatlar doğrusal olmayacak şekilde, likiditeyle ve yeni sermaye girişleriyle süratle yeniden fiyatlanıyor.
Bu aşama başlamadan önce piyasalar genellikle önceki volatiliteyi sindiriyor ve büyük direnç seviyelerini temizliyor. Pal’e göre, 100.000 dolar seviyesi hem psikolojik hem de yapısal bir duvar. Call satış baskısı azalıp, yatırımcılar temkinli pozisyonlarda kalırsa yukarı yönlü bir sürprizin yolu açılacak.
Pal’e göre, likidite fiyatın önünde gider. Çoğunluk yükseliş yönlü pozisyon aldığında ralli zaten başlamış olabilir.
Küresel yeniden finansman baskıları sisteme daha fazla likidite enjeksiyonu gerektirirse, ‘küresel likidite süngeri’ olarak tanımladığı Bitcoin hızlıca tepki verebilir.
Eğer likidite ile fiyat arasındaki fark kapanırsa 140.000 dolar seviyesi abartılı bir hedef olmaktan çıkabilir. Piyasa zaten oraya gitmek üzereydi diyebiliriz.
Kripto ayı piyasası artık iyice hissediliyor. Bitcoin ve Ethereum üzerindeki baskı sürüyor; Bitcoin, yıl başından bu yana neredeyse %24, yıllık bazda ise yaklaşık %22 değer kaybetti. Ethereum’daki düşüş ise yıl başından bu yana yaklaşık %34’e, yıllık bazda ise %30’un üzerine ulaştı. Genel piyasa zayıf yatırımcı hissiyatını net bir şekilde yansıtıyor.
Yine de BeInCrypto analistleri, hem yıl başından bu yana hem de yıllık bazda güçlü kazançlar yazmaya devam eden üç altcoin tespit etti. Bu durum, devam eden ayı piyasasına rağmen talebin sürdüğüne ve teknik yapıların farklılaşmaya başladığına işaret ediyor.
Bitcoin Cash (BCH)
Kripto ayı piyasası Bitcoin Cash’i (BCH) durdurabilmiş değil. Birçok altcoin zorluk yaşarken BCH, hâlâ güçlü yıldan-yıla yatırım getirisiyle öne çıkıyor. Bitcoin Cash, yıllık bazda %80’e yakın bir artışla dikkat çekiyor. Bu tablo, genel kripto ayı piyasasına rağmen talebin hâlâ canlı olduğunu gösteriyor.
Bu güç, balina hareketlerinde de iyice belli oluyor. En büyük Bitcoin Cash sahipleri olan ve cüzdanlarında 100.000 ila 1 milyon BCH tutan adresler, 16 Şubat’ta 4,31 milyon BCH olan bakiyelerini kısa süre önce 4,36 milyon BCH’ye çıkardı.
Yani balinalar, mevcut fiyatla yaklaşık 28,5 milyon dolar değerinde 50.000 BCH daha ekledi. Bir ayı piyasasında yapılan balina birikimi, genellikle önemli bir özgüven sinyali olarak görülüyor; çünkü bu tip yatırımcılar genelde fiyatların artmasını bekleyerek alım yapıyor.
BCH Balina’ları: Santiment
Bu iyimserlik Bitcoin Cash’in fiyat grafiğinde de kendini gösteriyor. BCH şu anda ters omuz-baş-omuz formasyonu oluşturuyor. Bu yapı, genellikle yukarı yönlü kırılım öncesinde görülen yükseliş odaklı bir formasyon.
Bu formasyon, satış baskısının zayıfladığını ve alıcıların yavaş yavaş kontrolü ele geçirdiğini gösteriyor. BCH, 575 dolara yakın seviyelerde kırılım denemesi yaptı ancak satışlarla karşılaştı. Ancak balina alımlarının sürmesi, bu direncin zamanla kırılabileceğine işaret ediyor.
Kırılımın teyit edilebilmesi için günlük kapanışın 575 dolar üzerinde gerçekleşmesi şart. Bu durumda BCH’de hedef seviyeler 793 dolar ve potansiyel olarak 800 dolar olabilir; bu da formasyonun yaklaşık %40 yukarı yönlü hedefini tamamlamış olur. Aynı seviyeler Fibonacci direnç bölgeleriyle de örtüşüyor. Bu da yükseliş senaryosunu destekliyor.
Ancak riskler var. BCH 538 dolar altına gerilerse yükseliş yapısı bozulabilir. Çünkü bu, alıcıların kontrolü kaybettiğini gösterecektir. Formasyonun tamamen geçersiz olması için ise BCH fiyatının 422 dolar altına inmesi gerekir; bu olursa formasyon tamamen bozulur.
Bitcoin Cash Fiyat Analizi: TradingView
Şu an için Bitcoin Cash hem balina birikimi hem de yükseliş teknik yapısıyla ayı piyasasına meydan okuyan nadir altcoin’lerden biri olarak öne çıkıyor.
Morpho (MORPHO): Güncel Fiyat ve Analiz
Ayı piyasasına kafa tutan altcoin’ler arasında Morpho, hem güçlü temelleriyle hem de yükseliş yapısıyla dikkat çekiyor.
Morpho, kullanıcıların kripto para ödünç alıp vermesini daha verimli kılan merkeziyetsiz bir borç verme platformunun yönetim token’ı. Platformun altyapısı Morpho Blue olarak biliniyor ve borç verenlerle alanları doğrudan eşleştirerek sermaye verimliliğini artırıyor, daha iyi getiri ve daha düşük borçlanma maliyeti sunuyor.
Bu güçlü temel artık kurumsal ilginin de artmasını sağladı. 13 Şubat 2026’da, yaklaşık 940 milyar dolar varlık yöneten Apollo Global Management, 90 milyon adede kadar MORPHO token’ı alacağını taahhüt etti; bu da toplam arzın yaklaşık %9’una karşılık geliyor. Bu adım Morpho’ya istikrarlı bir alım baskısı getirirken kurumsal merkeziyetsiz finans alanındaki rolünü de güçlendiriyor.
Bu temel optimizm fiyat grafiğine de yansımış durumda. 6 Şubat’tan bu yana MORPHO fiyatı %72’den fazla arttı ve klasik yükseliş devam formasyonu olan direk-bayrak formasyonunun direğini oluşturdu.
Şu anki fiyat durgunluğu ise, yeni bir yükseliş hareketi öncesinde normal bir bekleme dönemi olarak görülen ‘bayrak’ın oluşumunu işaret ediyor.
Aynı zamanda fiyat grafiğinde ‘altın kesişim’ de yaklaşıyor. Bu, orta vadeli trendi takip eden 50 dönemlik Üssel Hareketli Ortalama’nın (EMA), uzun vadeli trendi izleyen 200 dönemlik EMA’nın üzerine çıkmasıyla oluşan ve kalıcı yükseliş hareketlerini teyit eden bir teknik sinyaldir.
Morpho Fiyat Analizi: TradingView
Böyle daha fazla token analizi mi görmek istiyorsunuz? Editör Harsh Notariya’nın Günlük Kripto Bülteni’ne buradan ücretsiz abone olabilirsiniz.
Şimdilik, fiyat durgunluğu 1,48 dolar üzerinde sürdükçe MORPHO güçlü kalmaya devam edecek. Ancak 1,34 doların altında, yani 200 dönemlik EMA’nın olduğu bölgede, teknik yapı zayıflayabilir.
Ancak 1,63 dolar üstünde onaylanacak bir kırılım, Morpho’da yeni bir %72’lik yükseliş dalgasını tetikleyebilir; bu da 2,85 dolara kadar bir hareketin yolunu açar ve MORPHO’nun kripto ayı piyasasının zayıflığına meydan okuyan altcoin’ler arasındaki yerini güçlendirir.
Decred (DCR)
Bitcoin Cash ve Morpho’dan sonra Decred, sessizce güçlenen bir başka altcoin olarak öne çıkıyor. Token, yıl bazında %93, yıl başından bu yana ise %61 yükseldi. Bu da onu güçlü altcoin’ler arasında en iyi performans gösteren konuma getiriyor. Son 24 saatte bile Decred yaklaşık %10 değer kazandı ve bu sürdürülebilir talebe işaret ediyor.
Bu gücün bir kısmı yakın zamanda yapılan hazine yükseltmesinden geliyor. Bu güncelleme, ağın kendi büyümesini nasıl finanse ettiğini iyileştirirken uzun vadeli yatırımcı güvenini de güçlendirdi.
Ancak grafik yapısı bu gücün daha bitmediğine dair kuvvetli bir sinyal veriyor.
Şu anda Decred yükselen bir kanal içinde işlem görüyor. Bu, fiyatın iki yükselen ve birbirine paralel trend çizgisi arasında hareket ettiği yükseliş odaklı bir yapı.
Bu formasyon genellikle istikrarlı bir birikime ve kontrollü bir fiyat yükselişine işaret ediyor. Aynı zamanda kanalın içinde bir fincan formasyonu da oluşmakta; bu da aslında iki adet yükseliş yapısının aynı anda var olduğu anlamına geliyor.
Bu çift formasyon, hem beklentileri hem de piyasadaki iyimser havayı daha da kuvvetlendiriyor. Kanal ve fincan hedefine göre Decred’de yaklaşık %37’lik bir yükseliş potansiyeli bulunuyor. Ana hedef, 39,76 dolar seviyesinde yer alırken momentuma devam edilirse daha geniş hedef 45,33 dolar bölgesine işaret ediyor.
Kısa vadede ise yapı sağlıklı görünüyor, yeter ki Decred 23,66 dolar seviyesinin üzerinde tutunmaya devam etsin. Bu seviye, kanalın alt destek noktası olarak öne çıkıyor.
28,79 dolar seviyesi üzerine bir hareket, güçlenmenin hızlandığına ve 32,98 dolar bölgesine bir kırılım ihtimalinin yükseldiğine işaret eder. Bu, kanalın üst trend çizgisine denk gelen ve kritik olarak değerlendirilen bir nokta. Bu seviye aşıldığında ise daha büyük yükseliş hedefinin devreye girme ihtimali güçlenecek.
Decred Fiyat Analizi: TradingView
Ancak 22,01 dolar seviyesinin altına inilirse formasyon zayıflar ve yapı yükseliş yönlü piyasanın dışına çıkarak nötrleşir. Şimdilik Decred’in nadir görülen güçlü performansı ve çok katmanlı yükseliş formasyonu, çoğu altcoin’in zorluk yaşadığı bu dönemde neden öne çıktığını açıkça gösteriyor.
Bitdeer, Tüm Bitcoin’lerini Sattı: Madencilik Karlılığı Dipte
Singapur merkezli Bitcoin madencisi Bitdeer, sahip olduğu tüm BTC varlıklarını tasfiye ederek sektörün klasik hodl stratejisini terk ediyor.
Bu radikal adım, madencilik kârlılığındaki büyük düşüşün şirketi borç yapılandırmasına ve yapay zekâya hızlı geçişe zorlaması sonrası geldi.
Bitcoin Miner Neden Tüm Varlıklarını Sattı?
20 Şubat’ta kripto madenciliği şirketi, kasasında sıfır Bitcoin bulunduğunu açıkladı; rezervler tamamen boşaltıldı. Burada müşteri bakiyeleri bu kapsama dahil değil.
Şirket, son dönemde elde ettiği 189,8 Bitcoin’in tamamını sattığını ve toplamda net 943,1 Bitcoin’lik bir azalma yaşadığını doğruladı.
Gerçekten de bu agresif satış dalgası, ciddi kâr baskısı altındaki madenciler için derinleşen krizi gözler önüne seriyor.
ABD’deki kış fırtınalarının yerel madencilik ekipmanlarını geçici olarak devre dışı bırakmasının ardından, Bitcoin ağında hızlı ve keskin bir toparlanma yaşandı.
Bu hafta, ağ zorluğu %14,7 oranında yükseldi. Bu, Mayıs 2021’den bu yana en büyük yukarı yönlü ayarlama olurken yılın başındaki geçici rahatlamayı tamamen sildi.
Bunun sonucunda, madencilik kârlılığı yani hashprice petahash başına günlük 30 dolar seviyesinin altına indi. Bu kritik gösterge, şu anda tüm zamanların en düşük seviyesine çok yakın seyrediyor ve üretim maliyetlerini daha da artırıyor.
Bitcoin Madencilik Zorluğu ile Hashprice Karşılaştırması. Kaynak: Nicehash Bitdeer AI Dönüşümü İçin Finansman Arıyor
Bu zor dönemi aşmak için Bitdeer, yapay zekâya geçiş hamlesini finanse etmek amacıyla Wall Street’in kapısını çalıyor. Şirket burada yeni rotasını net şekilde ortaya koyuyor.
20 Şubat’ta şirket, 325 milyon dolarlık artırılmış bir özel dönüştürülebilir tahvil satışı gerçekleştireceğini duyurdu.
24 Şubat’ta tamamlanması beklenen bu satışta, ilk yatırımcıların 50 milyon dolarlık ek tahvil alma opsiyonu da bulunuyor.
Bu finansal manevra oldukça savunmacı bir duruş sergiliyor. Bitdeer 138,2 milyon doları, vadesi 2029’da dolacak %5,25 faizli mevcut tahvillerini geri almak için kullanacak. Bu adım, madenciye borç yapılandırmasıyla zaman kazandırıyor.
Ayrıca 29,2 milyon dolar da, hisse değeri yükselirse mevcut hissedarları sulandırmaya karşı koruyacak üst sınırla çağrı işlemleri için ayrıldı. Böylece yatırımcılar kendini koruma altına almış oldu.
Kalan gelir ise şirketin saf kripto madenciliği kimliğinden net bir uzaklaşmaya işaret ediyor.
Bitdeer, yeni kaynağı yüksek performanslı bilgi işlem ve yapay zekâ bulut servislerini büyütmek, kendi ASIC madencilik cihazlarını geliştirmek ve veri merkezi yatırımlarını artırmak için kullanacağını açıkladı.
Bu hamlelerin ve hazine tasfiyesinin yanında sektörde ilginç bir dönemeç dikkat çekiyor: Bitdeer şu an dünyanın en büyük halka açık, kendi kendine madencilik yapan şirketi oldu.
Güncel raporlara göre Bitdeer’in kendi bünyesindeki hash oranı 63,2 exahash’e ulaştı ve rakibi Marathon Digital’in 60,4 EH/s’lik seviyesini geride bıraktı. Böylece Singapur merkezli Bitdeer, en yüksek kendi yönetimli Bitcoin hash oranına sahip halka açık şirket konumuna geldi.
Polymarket Bitcoin’in Gelecek Hafta 75.000 Dolar’ı Göreceğini Öngörüyor: Grafikler Farklı Düşünüyor
Bitcoin fiyatı son 24 saatte büyük ölçüde yatay seyrediyor ve 68.000 dolar civarında kalmaya devam ediyor. Bu durum, piyasadaki kararsızlığın sürdüğünü gösteriyor. Geniş zaman aralığına bakıldığında ise haftalık trendde hafif bir düşüş var; yani güçlü bir yükseliş momentumu hâlâ ortada yok. Fakat tahmin piyasasındaki pozisyonlanma, çok daha iyimser bir tablo çiziyor.
Polymarket’te, şubat ayı için en çok öne çıkan senaryo %17 ihtimalle Bitcoin’in 75.000 doları aşması yönünde. Ayın son haftasına yaklaşırken bu bet, en popüler yönlü bahis oldu. Ancak piyasa yapısı, zincir üstü aktivite ve balina hareketleri, bu yükseliş beklentisinin gerçeklerle örtüşmeyebileceğine işaret ediyor.
Prediction market’ler 75.000 Dolar’ı öne çıkarıyor: Gizli düşüş yönlü ayrışma sinyal veriyor
Tahmin piyasası verileri, duyarlılığın zayıflamasına rağmen şubat için ‘75.000 dolar üzeri’ hedefin hâlâ en çok tercih edilen seviye olduğunu gösteriyor. Polymarket’te bu tahminin hacmi 88 milyon doları aşarken milyonlarca dolarlık aktif likidite dikkat çekiyor.
Ancak 75.000 dolar olasılığı şimdiden %50’den fazla geriledi. Yani güven iyice azalıyor.
BTC için Polymarket’te En Büyük Tahmin: Polymarket
Diğer taraftan, en olası ikinci senaryo ‘60.000 dolar altı’ ve olasılığı %12. Bu tablo, beklentilerin giderek ayrıştığını gösteriyor. Hâlâ birçok trader yükseliş ümidini sürdürse de, önemli bir kesim derin bir düzeltme ihtimaline karşı tetikte duruyor.
Temel BTC Fiyat Seviyeleri: Polymarket
Piyasadaki bu artan temkinli hava, Bitcoin’in teknik görünümüyle oldukça uyumlu.
Günlük grafikte Bitcoin 15 Kasım – 16 Şubat arasında daha düşük bir tepe oluşturdu. Yani son rallide fiyat eski seviyesine tam olarak dönemedi.
Aynı dönemde ise momentumun gücünü ölçen Göreceli Güç Endeksi (RSI) daha yüksek bir tepe yaptı.
Düşüş Yönlü Ayrışma: TradingView
Böyle token analizlerini kaçırmak istemiyorsanız, Editör Harsh Notariya’nın Günlük Kripto Bülteni’ne buradan abone olabilirsiniz.
Bitcoin zaten aşağı yönlü bir trendde ilerlediği için burada gizli bir düşüş yönlü ayrışma oluşuyor. Bu tarz bir yapı, mevcut düşüş trendinin devamına işarettir; yeni bir yükselişe değil. Yani momentumdaki kısa süreli toparlanmaya rağmen genel satış baskısı hâlâ diri.
Bu ayrışma oluştuğundan beri Bitcoin fiyatı yaklaşık %6 oranında düzeltme yaşadı. Bu sinyal kalmaya devam ettiği sürece, tahmin piyasasındaki 75.000 dolar hedefi şu an için pek mümkün görünmüyor.
Uzun Vadeli Yatırımcı’lar Satışı Yavaşlattı Ancak Alıma Başlamadı
Uzun vadeli yatırımcıların hareketleri, riskler artsa da tahmin piyasalarındaki iyimserliğin neden tam dağılmadığını gösteriyor. Bu yatırımcılar Bitcoin’lerini 1 yıldan uzun süredir hodl etmiş olabilir. Satış ve alım davranışları; Bitcoin’in kalıcı bir ralliye mi yoksa düşüş sürecine mi gireceğini çoğu zaman belirler.
5 Şubat’ta, uzun vadeli yatırımcılar bakiyelerini son 30 günde 244.919 BTC azalttı. Bu, aşırı bir satış baskısı anlamına geliyor. Ancak 21 Şubat’a kadar bu sayı 81.019 BTC’ye geriledi. Yani satış baskısında yaklaşık %67’lik bir azalma var.
Uzun Vadeli Yatırımcılar: Glassnode
Bu sert yavaşlama, Bitcoin’in fiyatında denge sağlıyor ve halen bazı trader’ların yükseliş umudunu diri tutmasını açıklıyor.
Ancak uzun vadeli yatırımcıların genel bilançosu hâlâ net satıcı konumunda. Yani henüz birikim (akümülasyon) moduna geçmiş değiller. Hareketlerindeki iyileşme olumlu olsa da, Bitcoin’i yeni zirvelere taşıyacak güçlü bir satın alma desteği henüz oluşmuş değil.
Ortada adeta nötr (dengeleyici) bir tablo oluşuyor. Bitcoin yakın vadede çöküşten kurtulabilir ancak 75.000 dolar bandına yaklaşacak büyük bir kırılım için gerekli güç de eksik.
Balina Davranışları İkiye Bölündü
Balina hareketleri de piyasadaki belirsizliğe işaret ediyor.
En büyük Bitcoin balinaları (100.000 – 1 milyon BTC arası tutanlar) bakiyelerini 676.540 BTC’den 690.000 BTC’ye yükseltti. Yaklaşık 13.460 BTC’lik bir toplama söz konusu; yani temkinli bir alım var.
Ancak orta ölçekli balinalar (10.000 – 100.000 BTC tutanlar), varlıklarını 2,27 milyon BTC’den 2,26 milyon BTC’ye düşürdü. Yani aynı dönemde yaklaşık 10.000 BTC satışa gitti.
Bu zıt davranış, net bir kararlılık olmadığını gösteriyor. Ne var ki genel tablo hafifçe birikim yönünde. Bazı balinalar olası bir toparlanmaya hazırlanıyor ancak diğerleri hâlâ savunmada duruyor.
BTC Balinaları: Santiment
Aynı zamanda maliyet bazlı dağılım verisi, 72.600 dolar ile 73.200 dolar arasında büyük bir direnç kümesinin varlığını ortaya koyuyor. Bu aralıkta yaklaşık 149.000 BTC birikmiş durumda. Fiyat grafiğinde de bu seviyeler, 75.000 doların hemen altında önemli bir direnç bölgesi olarak öne çıkıyor.
Bitcoin Yükselişinde Maliyet Bazı: Glassnode
Bitcoin bu bölgeye yaklaştığında, birçok yatırımcı başa baş noktasında çıkmak için satış yapabilir. Ayrıca görüldüğü gibi, balina birikiminin gücü ise şu an için bu arzı emebilecek kadar kuvvetli değil. Bu satış baskısı ise piyasada tahminlerden daha güçlü bir bariyer yaratıyor.
Bitcoin fiyat yapısı: BTC kritik seviyeler arasında sıkışabilir
Bitcoin fiyat yapısı zincir üstü maliyet bazlı bu kümelerle birebir uyumlu seyrediyor.
Bitcoin’in 75.000 dolar hedefini görmesi için önce 72.200 dolar direncini kırması gerekecek. Hem teknik direnç olması hem de en büyük maliyet kümelerinden birine yakınlığı, bu seviyeyi kritik hale getiriyor. Bu bölgenin aşılması, mevcut seviyelerden %6’dan fazla bir yükseliş gerektiriyor.
Ancak bu direnç kırılamazsa yatay fiyat hareketinin devamı ihtimali artıyor. Öte yandan 64.300 – 63.800 dolar bandında ise güçlü bir destek var ve bu bölgede yaklaşık 150.000 BTC birikmiş durumda.
Bitcoin fiyat grafiğinde ise bu destek aralığını en iyi 63.300 dolar seviyesi özetliyor. Bu seviye kırılırsa, aynı zamanda arz kümesinin de bozulması anlamına gelecek. 63.300 doların altına inilmesi, Polymarket’te %12 ihtimal tanınan 60.000 dolar senaryosunun gerçek olması anlamına geliyor.
Düşüşte Maliyet Bazı: Glassnode
Sonuç olarak Bitcoin şu anda iki büyük maliyet bazlı küme arasında sıkışmış durumda. 72.200 dolara yakın direnç yukarı yönlü hareketi sınırlarken, 63.300 dolardaki destek ise ani bir düşüşün önüne geçiyor.
Bitcoin Fiyat Analizi: TradingView
Bu yatay bant yapısı, tahmin piyasalarının 75.000 dolara kırılma ihtimalini olduğundan fazla, fiyat durgunluğunun ya da olası bir düzeltmenin riskini ise olduğundan az değerlendirdiğine işaret ediyor.
Vitalik Buterin 7 milyon Dolar’lık Ethereum sattı: ETH fiyatı %30 geriledi
Ethereum’ın kurucu ortağı Vitalik Buterin, hızla değer kaybeden bir piyasada milyonlarca dolarlık ETH satışı gerçekleştiriyor.
22 Şubat’ta Lookonchain, Buterin’in DeFi protokolü Aave’den yaklaşık 6,95 milyon dolar değerinde 3.500 ETH çektiğini açıkladı. Çekimin ardından sadece saatler içinde, bu token’ların 571’ini 1,13 milyon dolara sattı.
Ethereum’da Aşırı Satış Sinyalleri Ortasında Buterin’ın Satış Hamlesi
Bu ani varlık hareketi, Buterin’in kamuoyuna açıkladığı uzun vadeli finansal stratejiyle anlık piyasa hamleleri arasındaki keskin farkı ortaya koyuyor.
30 Ocak’ta 32 yaşındaki geliştirici, Ethereum Vakfı’nın hedeflerine ulaşmak için “hafif bir tasarruf dönemi” başlattığını duyurdu.
Şirketi desteklemek amacıyla 16.384 ETH çekti ve bu token’ları önümüzdeki birkaç yıl içinde uzun vadeli hedefler doğrultusunda stratejik olarak kullanmayı planladığını belirtti.
Fakat saha uygulaması oldukça hızlı gelişti. 2 Şubat’tan bu yana Buterin, ortalama 2.100 dolar fiyattan 7.380’den fazla ETH’yi yaklaşık 15,5 milyon dolara sattı.
Bugünkü işlemlerle birlikte kurucu ortak tasarruf rezervinin yarısından fazlasını bir aydan kısa sürede nakde çevirmiş oldu.
Ağın en önemli isimlerinden biri olan Buterin’in sattığı bu yüklü miktar, varlık için oldukça hassas bir dönemde geldi.
ETH son bir ayda %30 değer kaybetti ve şu anda psikolojik destek seviyesi olan 2.000 doların hemen altında işlem görüyor.
Kurumlar ve piyasa katılımcıları, böyle derin düzeltme dönemlerinde kurucu ortakların yaptığı büyük satışları genellikle yönetsel gerekçelere bakmaksızın düşüş yönlü bir sinyal olarak görüyor.
Buterin kaynaklı sürekli satış baskısına rağmen bazı blockchain analiz şirketleri varlığın teknik olarak aşırı satılmış sinyaller verdiğini savunuyor.
Santiment’in verilerine göre, ETH’nin 30 günlük Piyasa Değeri / Gerçekleşen Değeri (MVRV) oranı ciddi bir teknik düşük değerlemeye işaret ediyor.
Bir varlığın piyasa değerini gerçekleşen değeriyle kıyaslayıp ortalama yatırımcı karını ölçen MVRV metriği, şu an ETH’nin %14,3 oranında zararda olduğunu gösteriyor.
Ethereum’un MVRV metriği aşırı satım sinyali veriyor. Kaynak: Santiment
Santiment’in aktardığına göre Ethereum, son 30 günde büyük kripto paralar arasında en fazla iskontolu işlem gören varlık konumunda. Karşılaştırmak gerekirse, Bitcoin %6,9, Chainlink %5,1, XRP %4,1 ve Cardano %2 oranında düşük değerlemeye sahip.
Bitcoin ETF’ler 2026’da 4,5 milyar Dolar çıkış verdi: Devamı gelir mi?
ABD spot Bitcoin ETF’leri bu yıl kurumsal cephede en ciddi baskı dönemlerinden birini yaşıyor.
Fon’lar, bu yıl makroekonomik belirsizlik ortamında üst üste altı hafta boyunca çıkışlarla karşı karşıya. Sermaye ise geleneksel güvenli limanlara yöneliyor.
BlackRock ve Fidelity: Makro Endişelerle Bitcoin ETF Çıkışına Liderlik Ediyor
SosoValue verilerine göre 2026’nın başından bu yana Bitcoin ETF’lerinden yaklaşık 4,5 milyar dolar çıkış yaşanırken yalnızca birinci ve üçüncü haftada 1,8 milyar dolarlık giriş görüldü.
Asıl hasarın büyük kısmı ise ocak ayı sonlarında başlayan son beş haftalık süreçte ortaya çıktı. Sadece bu dönemde, Bitcoin’in son dönem fiyat dalgalanması etkisiyle ETF’lerde yaklaşık 4 milyar dolar eridi.
2026’da Bitcoin ETF’lerinin Haftalık Fon Akışları. Kaynak: SoSo Value
En büyük kayıplar ise kategori liderlerinde yaşanıyor. BlackRock’ın iShares Bitcoin Trust (IBIT) son beş haftada 2,1 milyar dolardan fazla çıkışa sahne olurken Fidelity’nin Wise Origin Bitcoin Fund (FBTC) fonundan ise 954 milyon doların üzerinde varlık çekildi.
CryptoQuant analisti J.A. Maartun, Bitcoin ETF’lerindeki toplam çıkışların 8,3 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirtti. Bu rakam, ekim ayındaki tüm zamanların en yüksek seviyesinden düşüşü gösteriyor ve fon’ların başladığı günden bu yana en zayıf yıl olarak öne çıkıyor.
Son dönemdeki istikrarlı çıkışlar, varlık sınıfının ilk iki yılına damga vuran agresif büyüme iştahının kurumsal alanda yüksek oranda gerilediğini açıkça ortaya koyuyor.
Geçtiğimiz yılda ABD’nin makroekonomik politikaları özellikle Wall Street’in portföy yöneticileri arasında riski düşürme eğilimini tetikledi.
Bu süreç, dijital varlıklardan çıkışı hızlandırırken altın ve gümüş gibi değerli metallere geçişi körükledi. Karşılaştırmak gerekirse; son üç ayda altın ve altın temalı ETF’ler 16 milyar dolarlık giriş gördü.
Yine de piyasa gözlemcileri, Bitcoin ETF’lerinin yapısal etkisinin büyük ölçüde korunduğuna vurgu yapıyor.
Bloomberg kıdemli ETF analisti Eric Balchunas, genel tabloya bakıldığında yeni doğan varlık sınıfı için hala tarihsel olarak yükseliş yönlü bir atmosfer olduğunu belirtti.
Balchunas, son çıkışlara rağmen, fon’ların piyasaya ilk çıktığında beklentilerin oldukça üzerine çıktığını ifade etti. İlk yıl için yalnızca 5 milyar ila 15 milyar dolar arasında giriş öngörülmüştü fakat fon’lar bunu fazlasıyla aşmış durumda dedi.
Συνδεθείτε για να εξερευνήσετε περισσότερα περιεχόμενα
Εξερευνήστε τα τελευταία νέα για τα κρύπτο
⚡️ Συμμετέχετε στις πιο πρόσφατες συζητήσεις για τα κρύπτο
💬 Αλληλεπιδράστε με τους αγαπημένους σας δημιουργούς